ankara escort, kayseri escort, kayseri escort, escort bayan
W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012

Home » Güncel, Ropörtajlar » Cingil Kore gazisini ziyaret etti

Cingil Kore gazisini ziyaret etti

Yenişehir Belediye Başkanı Bülent Hamdi Cingil Karaköy’de ikamet eden Kore Gazisi Ramazan Kemerdere’yi ziyaret etti. 

25 günlük askeri eğitimle 1950 yılında katıldığı Kore savaşını ve cephede savaşırken şehit verdikleri arkadaşlarına dair anılarını gözyaşları içinde anlatan Kemerdere, kendilerini ziyaret eden heyete yardımlardan dolayı teşekkür etti. Ramazan Kemerdere’yle ilgili yenisehir.com’un çeşitli kaynaklardan derlediği 2011 tarihli bir haberde Kemerdere’nin Kore Savaşı’na ilişkin anılarından söz ediliyordu.  Cingil ’in ziyaretinde ise Kemerdere’nin yaşlılığa bağlı rahatsızlıkları nedeniyle ayağa kalkamadığı gözlendi.

2011 tarihli haber

Yenişehirli Kore gazisinin tarihi sırrı

Yenişehirli Kore Gazisi Ramazan Kemerdere’nin anıları 50 yılldır gizli tutulan bir sırrı ortaya çıkardı. Yenişehirli Gazi, Kore’de kendilerine yardım etmeyen 3 Amerikan Askeri’nin kurşuna dizildiğini açıkladı.

Yenişehirli gazi gizli gerçeği açıklıyor

Oysa, iki dost kuvvet arasında geçen bu olay bir ilk değildi, muhtemel ki son olay da olmayacak. Kuzey Kore ve Çin ordularına karşı Kore’de omuz omuza çarpışan Türk ve ABD askerleri arasında da dramatik olaylar yaşanmıştı. Gazi Ramazan Kemerdere’nin anlattıklarıyla bir ‘gizli gerçek’ daha ortaya çıkıyor.

Yıl 1952… Kumkale Cephesi’nin doğusunda görevlendirilen Türk birliği Koreliler tarafından çembere alınıyor. Cephe yakınında bulunan Amerikan birliğinden yardım bekleniyor ama onlar yardıma koşmak yerine, geri çekiliyor. 400′e yakın şehit veren Mehmetçik, ağır zayiata rağmen çemberi yarmayı başarıyor.

Kemerdere anlatıyor: “Durumdan ABD’lileri sorumlu tuttuk. Aynı gece biri rütbeli üç Türk askeri ABD bölgesine girdi, subayların bulunduğu çadırı lav silahıyla yaktı. Çıkıp kaçmaya çalışan 3 Amerikalı subay da kurşuna dizildi. Amerikan askeri mahkemesi idam cezası verdi ama uygulayamadı. Bu olay da hep gizli tutuldu.”

Çınar altında sohbet

Ramazan Dede Karaköy’de yaşıyor.

Kore gazisi Ramazan Kemerdere 75 yaşında, Yenişehir Karaköy’de eşiyle birlikte yaşamını sürdürüyor. Köyün tek gazisi ve ‘Koreli’ lakabıyla tanınıyor.

Kemerdere’nin anlattığı olaylar çok dramatik, üstelik kamuoyunda hiç bilinmiyor. Çünkü Türk tarafı da, Amerikan tarafı da gizli tutmayı tercih etmiş. Her ne kadar askeri mahkeme kurulup, sorumlular hakkında idam cezası verilmiş olsa da, bu ceza uygulanmış değil.

Yazı dizisini hazırlarken görüştüğümüz Ramazan Kemerdere’nin tüm açıklığıyla anlattığı olayın geçmiş yıllarda kamuoyuna yansıyıp yansımadığını, bu olayın gerçek olup olmadığını anlamak için ciddi araştırma yapmamız gerekti. Çünkü aradan 50 yıl geçmişti. Hafızası yaşlı gaziye oyun oynuyor, asla yaşanmamış bir olayı yaşanmış gibi hatırlamasına yol açıyor olabilirdi.

‘Acaba doğru mu?’ sorusunun cevabını aradık… Araştırmalarımızın ardından ortaya çıkan sonuç şu oldu: Aşağıda anlatacağımız dramatik olay gerçek, savaş koşullarında yaşanmış ve hakkında resmi işlem yapılmış, belgelere de ‘gizli’ kaydıyla ve ‘savaş gerekliliği içerisinde yapılmış bir hareket’ diye not düşülmüş.

Ancak, Kore Savaşı sırasında Türk birliğine yardımdan kaçınan 3 Amerikalı subayın, biri binbaşı rütbesinde diğerleri rütbesiz üç Türk askeri tarafından kurşuna dizildiğini anlatan Gazi Ramazan Kemerdere’nin rütbesiz asker olması nedeniyle, ABD ve Türk genelkurmayları ile askeri birliklerin daha üst kademelerinde gelişen olaylara ilişkin detaylı bilgisi yok.

Öfkemize yenik düştük maalesef

Karaköy’ün tam ortasında dallarıyla meydanını kaplayan çınar ağaçlarının altında, o yaşına rağmen sigara içerken bulduk Gazi Ramazan Kemerdere’yi. Kızılcık ağacından yaptığı bastonundan aldığı destekle, ayağa kalkıp bizleri karşıladı…

Hal hatır sorduktan sonra, üzerinde duracağımız tek konu vardı: Kore Savaşı…

Ramazan Kemerdere’nin anlattıkları, ‘sözlü tanıklık’ kapsamında ele alıyoruz ve tek satırına bile dokunmaksızın, kendi ağzından aynen yayınlıyoruz:

O da ilk birlikteydi

“1951 yılında acemi eğitimini Susurluk’ta yaparken Kore’ye gönderilecek birliğe seçildim. Kore’deki zor şartlara alışmak için Gelibolu’da 3 ay süreli savaş eğitimi aldıktan sonra İskenderun’dan ABD bandıralı savaş gemisiyle 26 gün süren yolculuğun ardından Seul Limanı’na indik. Bir gece burada kaldıktan sonra ertesi gün yaklaşık 1.500 Türk askerinden oluşan birliğimizi trene bindirip 20 saat süren yolculuğun ardından Kumkale yakınlarındaki Elmalı cephesine götürdüler. Burada 10 gün kadar kullanacağımız silahlar ve bölge hakkında bilgi verildi rehberler eşliğinde. Türk birliği artık cephedeki yerlerini almak için son hazırlarını yaparken Tugay Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, Albay Nuri Pamir ve Yüzbaşı Nazım Dündar’dan oluşan askeri Türk heyetinin denetlemeye geleceği söylendi. Kore’ye gelen ilk Türk birliği olduğumuzdan, bölgeyi ve araziyi tanımadığımız için bize ABD’li subaylar eşlik ediyordu. İki gün sonra söylendiği gibi heyet, bulunduğumuz Elmalı cephesine geldi.”

Komutanımız şehit düştü

“Hepimiz ‘hazırol’da komutanlarımızı selamlamak için bekliyorduk. Bu arada Kızıl Çin ordusunun taarruzu hemen yakınımızda devam ediyordu. İşte tam bu sırada, Çinliler’in attığı bir havan mermisi, hepimizin gözü önünde Albay Nuri Pamir’e isabet etti. Albayımız oracıkta şehit oldu. Bu manzara karşısında pek çok arkadaşımız, sinir krizleri geçirdi. Her şey rüya gibiydi. Daha henüz mevzilerimizdeki yerimizi bile almadan bu durumla karşılaşmamız hepimizi dehşete düşürmüştü. Bir kaç günlük şoktan sonra bölgeye gelen diğer Türk subaylarının talimatları doğrultusunda, taarruza devam ettik. Komutanımızın şehit oluş anı her gün gözümün önüne geliyordu.”

‘Amerikalılar yardım etmedi’

“Yaklaşık 3 ay sonra Güney Kore’ye gelen ikinci Türk kafilesiyle Kumkale cephesinin doğusunda buluşarak, 4 bin 500 Türk askeri mevcuduna ulaştık.

ABD’li askeri yetkililerin, bize gösterdiği bölgede savaşı sürdürüyorduk. O gece müthiş bir kar yağmıştı. Mevzide nöbet beklerken, donmamak için birbirimizi sırtımızda kısa mesafeli taşıyıp, ısınmaya, hayatta kalmaya çalışıyorduk. İşte o gece nasıl olduğunu anlayamadan, yaklaşık 10 bin Kuzey Koreli asker, Türk askeri birliğinin bulunduğu bölgeyi çembere alıp üzerimize saldırdı. Bir anda neye uğradığımızı şaşırdık. Düşman birliklerinin çemberi içinde kalan 4 bin 500 Türk askerinin bu durumunu gören karşı tepedeki ABD birliği, bize yardıma gelecekleri yerde geri çekildi. 10 bin Kuzey Koreli askerin saldırısında 6 saat süren çatışmadan ne yazık ki, 400 şehit, 900 yaralı ve 350 esir vererek ateş çemberini yarmayı başardık.”

Öfkemize yenik düştük

“Eğer Amerikan askerleri geri çekilmeyip bize yardım etselerdi, muhtemelen bu kadar çok şehit vermeyecektik. Bu nedenle, 400 civarında şehit vermemizden Amerikalıları sorumlu tuttuk. O günün şartlarında, çok kızgındık. Bugünden geriye bakıldığında hiç doğru bir iş değil ama orada, o günlerde işte bu acı olay yaşandı.

Birlikteki herkes kayıplardan Amerikalıları sorumlu tutuyor, ceza vermek konuşuluyordu. Aynı gece üç Türk askeri bizim cephenin yakınındaki ABD’lilerin bulunduğu bölgeye girdi, subayların bulunduğu çadırı lav silahıyla yaktı. İçerideki 3 Amerikalı da alevlerin arasından çıkarak kaçmaya çalıştı. Fakat kaçışa müsaade edilmedi. 3′ü birden kurşuna dizildi. Çünkü orada bulunan bizler Güney Kore’de Amerikalılarla omuz omuza, canımız pahasına savaşıyorduk ama bu subaylar bizi göz göre göre ölüme terk etme emrini vermişti. 400 askerimiz şehit olmuştu.”

Askeri mahkemeye intikal etti

“Bu olaydan hemen sonra ABD’li askeri yetkililer mahkeme oluşturdu. Olaydan sorumlu tutulan, benim de aralarında bulunduğum üç askere ‘idam’ cezası verdiler.

Türk Tugayı, bizi Amerikalılara teslim etmemekte direndi. Çünkü teslim ederse, çıkacak ceza peşinen belliydi, hemen de uygulanırdı. Durum Türkiye’ye, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Türk hükümetine bildirildi.”

Ankara’dan gelen tarihi yazı

“Tabii bu gelişmeler sırasında bizlere Kore’deki Türk birliğimizin başındaki üst düzey komutanlarımız destek oluyorlardı. Türkiye’den beklediğimiz cevap bir ay sonra geldi. Bize verilen bilgiye göre, Türk ve Amerikan dışişleri bakanlarının da imzasının bulunduğu evrakta, Türk askeri kanunlarına göre cephede savaştan kaçan kişilerin ölüm cezasına çarptırıldığı bildiriliyormuş. Amerikalı subayların durumu da bu tanıma uygunmuş. Bu yazı bizim için kurtarıcı rol oynadı. ABD’li askeri yetkililer ölüm cezasını uygulayamadılar. 11 ay kaldığımız Kore’den apar topar Türkiye’ye çağrıldık. Bana köyünden dışarı çıkma, kimseye bir şey anlatma dediler. Ne köyden çıktım, ne iş yapabildim ne de kimseye anlatabildim.. Adresim belli olmasın diye oy bile kullanmadım ilk birkaç seçimde.. Aradan tam 50 yıldan fazla geçmesine rağmen, bu olayı halen unutamıyorum.”

Leave a Reply

You must be Logged in to post comment.

© 2017 Ayrıntı Gazetesi · RSS