ankara escort, kayseri escort, kayseri escort, escort bayan
W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012

Home » Lütfü Kırayoğlu » 3 Mart Devrimi ve Sözde Aydınlar

3 Mart Devrimi ve Sözde Aydınlar

ltf

3 Mart 1924 tarihli 3 büyük devrim yasası Cumhuriyetin ilanından 4 ay sonra gerçekleşen ilk ve en büyük devrimlerdir. Şüphesiz bu devrimlerin habercisi de 1 Kasım 1922 tarihinde saltanatın kaldırılmasıdır. O büyük devrim, Cumhuriyetin ayak seslerini duyurmuştur.

3 Mart yasalarına karşı daha ilk gününden itibaren gericiler ve ortaçağ kalıntıları saldırıya geçmişlerdir. Zaman zaman geri çekilseler bile bu saldırı hiçbir zaman durmamıştır. Nitekim AKP iktidarı ile birlikte 3 Mart yasalarına karşı çok önemli mevziler kazanmışlardır. Onların saldırılarını anlamak olasıdır. Ancak bu devrim yasalarına, özellikle de Eğitim Birliği  (Tevhid-i Tedrisat) yasasına karşı liberal “aydınlar” ile sözde solcuların saldırılarını anlamak olası değildir. Ortaçağ karanlığına karşı gençleri cumhuriyetin aydınlığına kavuşturmak için atılan adımlara sözde aydınların karşı çıkışını anlayabilmek için o günlerin eğitim tablosuna bakalım.

Cumhuriyet kurulduğunda, ülkede 1. Meşrutiyetle beraber önem kazanan modern okullar, Batılı devletlerin egemenliğindeki Misyoner okulları ve Medreseler olmak üzere 3 ayrı eğitim türü ve yöntemi vardı. 1923 yılında ilkokuldan başlamak üzere üniversite öğrenimi dahil öğrenim görenler nüfusun yüzde 3’ü idi. Toplam okur yazar oranı ise sadece yüzde 6 idi.

Üniversite (Darülfünun) öğrencisi sayısı 185’i, kız olmak üzere 2088 idi. O yılların üniversitesinde okul bahçesinde fotoğraf çektirmek büyük suç idi. Ülkede 1011 erkek, 230 kız olmak üzere toplam 1241 lise öğrencisi, 5362 erkek, 543 kız toplam 5905 ortaokul öğrencisi, 1743 erkek, 783 kız 2526 öğretmen okulu öğrencisi, 273107 erkek, 62954 kız 336061 ilkokul öğrencisi vardı.

Başlangıçta ülkedeki azınlıklar ve yabancıların çocukları için açılan Misyoner okullarında giderek ülkemizin en seçkin çocukları okur hale gelmişti. 1900 yılında bu okullardaki öğrencilerin sadece yüzde 15’i Türk çocukları iken, 1920 yılında bu oran yüzde 75 olmuştu. Amerikalılara ait 435, Fransızlara ait 94, İngilizlere ait 30, Almanların 10, İtalyanların 4, Rusların 3 okulu vardı. Oysa aynı yıllarda Türk çocuklarının okuyabildiği sadece 23 İdadi (Lise) vardı.

Bunların dışında bir de hiç kimsenin karışamadığı, bazılarında sadece 5-6 öğrenci bulunan 479 Medresede 1800 öğrenci vardı. Tevhid-i Tedrisat yasası bütün bu karmaşaya son vermek amacı ile çıkarıldı. Bu amaca ulaşmak için çok önemli adımlar atılsa da 1950 yılından itibaren çok sert geri dönüşler yaşandı. Köy Enstitülerinin kapatılmasını hızla çoğalan imam okulları izledi. Bunlar gericilerin “ileri” adımları idi. Ancak ilericilik adına her kademede yabancı dille eğitim hızla yaygınlaştırıldı. Yabancı dili iyi öğrenmek yerine sömürge ülkelerindeki gibi yabancı dille eğitim beyin göçünün kapısını açtı. Gençlerimizi ülkeye yabancılaştırdı.

Daha kötü bir adım ise son 10 yılda sözde solculardan geldi. Bu kez ana dilde eğitim adı altında ulusal birliği ve eğitim birliğini bozmak için tehlikeli adımlar atıldı. Yabancı dilde eğitime karşı çıkamayanlar resmi dilde eğitimi delmek için her yola başvurdu.

Bütün bunlar ise “özgürlük” adına yapıldı.

Artık açık şekilde görülüyor ki bu “özgürlük” gençliği yabancılaştırma ve ülkeyi bölme özgürlüğüdür.

Eğitim birliği ülkenin birliğinin de temelidir.

 

 

© 2018 Ayrıntı Gazetesi · RSS