ankara escort, kayseri escort, kayseri escort, escort bayan
W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012

Home » Lütfü Kırayoğlu » “Yeni Türkiye” Gerçekten Yeni mi?

“Yeni Türkiye” Gerçekten Yeni mi?

ltf

AKP iktidarı uzun süredir “yeni Türkiye” söylemlerinde bulunuyor. Bu söylemlere son zamanlarda “yeni anayasa” yapma iddiaları da eklendi.

“Yeni” kavramı muhalefet partilerinin de çok hoşuna gitmiş olacak ki onlardan bazıları da parti adlarının önüne “yeni” sözcüğünü eklemeye başladı. Elbette “yeni” sözcüğünün iddiadan ibaret kalmaması için Tunceli ilinin 80 yıl önceki adını kullanır oldukları yetmezmiş gibi tekke ve zaviyelerin açılması gibi “yeni” istekleri dillendirmeye başlayanlar oldu.

Yeniyi elbette herkes sever. Ancak her “yeni” gerçekten de yeni midir? Bu ülkede yıllarca 1971 model otomobillerin kaportalarına imalat yılı çakılarak “yeni” diye pazarlandığını çok iyi biliyoruz. Bu, yine de kabul edilebilir bir şey. Hiç değilse “yeni” diye satın aldığınız şeyim ilk kullanıcısı sizsiniz.

Bu ülkenin pek çok kentinde bitpazarlarında, “eskici” adı verilen ayakkabı tamircilerinin önünde onarılmış, boyanmış, ancak çok uzun süre kullanıldığı belli olan ayakkabıların satıldığını biliyoruz. Sizin yeni satın aldığınız bu ayakkabı yeni midir? Eşya yenileme yanında, iflas ya da icralar nedeniyle eski mobilya satan mağazalar ağzına kadar kullanılmış eşya dolu. Yoksulluğun bu derece yaygın olduğu bir ülkede bu mallara talep de var. Tasarruf kültürü açısından da bu ürünlerin satışında anormal bir durum yok. Ancak bu ürünlere “yeni” adını vermek anormalin de ötesinde, düpedüz hiledir. Sahtekarlıktır…

Şimdi “yeni anayasa” masallarının içini dolduran önermelerin hiç biri cumhuriyet devrimini yaşamış bir ülke için yeni değil eskidir. Gericiliktir…

Konuşmaları en az 15 TV kanalı tarafından naklen yayınlanan adamın, avazı çıktığı kadar “ümmet, ümmet” diye bağırmasında, bırakın yeniliği, 1400 yıl öncesinin özlemi ve önerilmesi vardır. Yasama, yürütme ve yargının ayrılmasına karşı çıkmak, bütün yetkileri elinde toplama iddiaları en az 100 yıl öncesine özlemdir. Padişah özentisi işler yapmak, saraylarda oturmak, saraylara ne ad verirseniz verin 600 yıl öncesine özlemdir. Harem dairelerine övgüler düzmek kadınlara kölelik sistemini reva gören binlerce yıl öncesine özlemdir. Anayasa Mahkemesini tanımamak, kararlarını yok saymak 50-60 yıl önceye özlemdir.

Eğer halkımıza reva gördüğünüz bu önermelere “yeni” damgasını kolayca vurabiliyorsanız, o zaman altı kırmızı boyalı pahalı ithal ayakkabılar yerine bit pazarından ya da eskici dükkanlarından alınmış ayakkabıları da önce kendinize “reva” görün…

Büyük Atatürk Türk halkına çağdaş uygarlık seviyesini değil, çağdaş uygarlık seviyesinin ötesini önermişti. Siz hiç değilse  “enkaz” dediğiniz bu günü koruyun…

 

 

© 2018 Ayrıntı Gazetesi · RSS