ankara escort, kayseri escort, kayseri escort, escort bayan
W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012

Home » Ropörtajlar » İbrahim Ay

İbrahim Ay

“Siyasetin okulu yok.

Siyaset bir hayat üniversitesi ve malzemesi de insan.”

Siyasete ilgisi lise dönemlerinde başladı. Kendi ifadesiyle ilçe başkanlarının çantasını taşıdı. Gerek okul gerekse iş hayatında hep birileriyle birlikte olmaktan, bir şeylerle mücadele etmekten yana oldu.

Kendi doğruları çabuk oluştu. Doğrularıyla çelişen her şeyle mücadele etti. Bazen çok önemsendi, güzel işler yaptı. Bazen ise horlandı, dışlanmak istendi. Doğrusu olan her insan gibi zor bir hayatı oldu. Ancak o, olabilecekler konusunda hazırlıklı olmayı öğrenmişti. Şaşırdığı dönemler oldu ama bunların sayısı çok değil.

Hiç düşünmediği bir dönemde, siyasi kimliğine karşı alınan tavır nedeniyle belediye başkanlığına aday oldu. Kötü komşu mal sahibi yaparmış. Onu da başkanlığa taşıyanlar, rakibi olan siyasi partilerin anlaşılmaz tutumları oldu. Çok üzerine gelmişlerdi ve onlarla mücadele etmek şart olmuştu. O da bunu yaptı.

Yoksul bir ailenin yoksul çocuğu olarak büyüdü. Daha sonra da yoksulluk onun en belirgin özelliği olarak kaldı. Hiçbir zaman yatları, katları olsun istemedi. Hatta özenmedi bile. İsteseydi o da zengin olabilirdi. Yaşamın çeşitli dönemlerinde eline geçen fırsatları yanlış olur gerekçesiyle geri çevirmeseydi, farklı bir yaşamı olabilirdi. Ama o zaman İbrahim Ay olabilir miydi?

Evet, İbrahim Ay ile görüştük. Sonra söyleyeceğini önce söyleyen, doğru dediklerinin altını doldurup savunabilen, yaşamı bilen, içimizden biri. İçinde bulunduğu şartların olumsuzluklarından etkilenip, kendine güvenini kaybetmemiş, başarıya da başarısızlığa da uyum sağlayabilen 1989-1994 dönemi belediye başkanımız. 1994 seçimlerinde Doğruyol, 1999 seçimlerinde MHP belediye başkan adayı.

Beş yıllık başkanlık dönemi, kaybedilen iki seçim. İşte sorularımız ve işte İbrahim Ay`ın cevapları:

ayrıntı: Siyaset, ilk gençlik yıllarınızdan itibaren ilgi duyduğunuz bir alan. Nasıl başladınız ve ilk başkan seçildiğiniz döneme kadar kısaca özetler misiniz?

İbrahim Ay: Siyasete 1966 yılında lise öğrencisiyken başladım. Adalet Partisi Gençlik Kolları`nda fahri olarak çalıştım. O günkü ilçe başkanları yanında çanta taşıdım. Siyasetin okulu yok. Siyaset bir hayat üniversitesi ve malzemesi de insan. O tarihlerde siyaset daha lezzetliydi. Teknoloji bu kadar gelişmemişti. İnsanlar daha samimiydi. Ama bunun yanında çok sıkıntılı dönemler yaşadık. Muhtıralar, ihtilaller. 80 sonrası yaptığımız siyasete o dönemlerin faydası çok oldu. Başkan olduğum döneme giden yolda, o dönemde kazandığım mücadele ruhumdan çok yararlandım.

ayrıntı: Nasıl kazandınız? Kimden devraldınız. Başkanlığınızla birlikte kişi olarak sizde ve çevrenizde insanlarda ne değişti? Gözlemleriniz var mı?

İbrahim Ay: Ekonomik olarak güçlüyseniz herhangi bir kadroya idareci olarak seçildiğinizde halkın bakış açısı çok farklıdır. Ama ekonomik olarak güçsüzseniz yani fakir bir ailenin çocuğu iseniz size bu sefer elit tabakanın bakışı farklı olur. Bu halkı geneli için böyle olmasa bile, bürokratlar ve yüksek gelir seviyesindeki insanların bakışı budur. Onlara göre her şey makam, para ve asalettir. Fransa`nın eski devlet başkanı General de Gaulle örnek olması bakımından ifade edeyim.

“DİNAMİTİ ATEŞLEYEN PATLAMASINA RIZA GÖSTERİR.”

“BENİM ASALETİM BENİMLE YAŞAR”

Onun çocukluğunda, asalet sahibi çocuklar kendi asaletlerini 300,500,700 sene olarak anlatmaya başlayıp sonunda da alaylı bir şekilde seninki ne kadar diye sorduklarında, yalın ayak ve gariban bir çocuk olan de Gaulle “Benim asaletim benimle başlar” diye cevap verirmiş. Ben belediye başkan adayı olurken rahmetlik babam Ethem Vardar`ın çiftliğinde kâhyaydı, çobandı. Onur duydum kendisiyle. Hiçbir zaman utanç duymadım. Benim de hayatımdaki prensibim `Benim asaletim benimle başlar` bu düşüncelerle belediye başkan adayı oldum. Kaybetmenin de kazanmanın da bir onur olacağına inandım. Aday olmak çok önemli. Bu anlamda aday olabilen herkes teşekkür edilmesi gereken insanlar. Aday olmak zannedildiği kadar kolay değildir. Çünkü bunun çok büyük etkileri olacaktır. Her şeyiniz değişecektir. Ailesine varıncaya kadar etkilenecektir. Bende bu işe girerken başıma gelebilecek her türlü belayı göze alarak girmişimdir. Bu işi böyle yaparsam acaba şunlar başıma dert olu mu diye düşünemezsiniz. Aksi halde yapmanız gerekenleri yapamaz hale gelirsiniz. Belediye başkanı seçildiğimde de bu makamın geçici olduğunu, her an herhangi bir nedenle bu görevin dışında kalabileceğimi hesaba katarak göreve başladım.

Kısaca ben değişmedim. Ancak çevremde değişiklikler oldu. Oy vermeyen insanlar bile yakınımda olmaya çalıştılar. Bir örnek vereyim siz değerlendirin. Ben kazandığım zaman 3364 oy aldım. Bunun içinde hanımlarda var. Hanımlar seçildiğim akşam meydana gelmediğine göre bu rakamın çok üzerindeki o kalabalık neydi?

Seçimde aleyhimde çalışanlar partide, oy verenlerden daha fazla bağırıyorlardı. Ben kışkırtıcı hareketleri hissetmiş ve balkondan şu anonsu yaptım `Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Hoş olmayan şeyler duyuyorum. Yanımızda SHP ve ANAVATAN partisi var. Kim ki onlara fiili bir hareket yapar o bizden değildir. Bizim düşmanımızdır, bu memleketin düşmanıdır. Vatanını seven insanlar bu partilerin etrafında kol kanat gersin ve hiç bir şey yaptırmasın.`

ayrıntı: Seçim kazanmak sizin için sürpriz oldu mu? Bekliyor muydunuz?

İbrahim Ay: Siyasete soyunan sonucuna katlanır. Her konuda farklı sonuçlara hazırlıklı oldum. Özellikle yağlı tohumlarda çalıştığım dönemlerde ANAVATAN Partisi benimle çok uğraştı. Defalarca tayinimi çıkardı. Sonuçta istifa ettim. Ama bu kez kooperatifin yönetim kuruluna seçildim. Seçilmemle ilgili evraklar kooperatife bile gelmeden bana müfettişler geldi. Anadolu`da bir söz vardır. `Dinamiti ateşleyen patlamasına rıza gösterir` diye. Bende işte o zaman aday olmayı düşünüyorum dedim. 7,5 ay yönetim kurulu başkanı olduğum halde anormal bir baskı yapıldı. Sonra erken kalkan yol alır düşüncesiyle görevden istifa ettim ve köy köy, mahalle mahalle, kahve kahve dolaştım.

Neden köy? Çünkü Yenişehir`in yarısı köy bağlantılı. Merkezde akrabaları var, dostlukları var. Üstelik her siyasi partiden hatta radikal soldan, radikal sağdan yardım gördüm. Sonuçta kazandım. Benim açımdan süpriz olmadı.

“O günkü ruh haliyle neden, nasıl yaptığımı şuanda izah etmem mümkün değil. Çünkü nedenini bende bilmiyorum.”

1989 yılında Doğruyol Partisi`nden belediye başkanlığına aday oldu. Kazandı. 5 yıl süreyle Yenişehir Belediye Başkanı olarak görev yaptı. Çok tartışıldığı dönemler oldu. Yıllar sonra bütün sorularımıza açık yüreklilikle cevap verdi. 1. bölümünü geçtiğimiz hafta yayınladığımız İbrahim Ay röportajının 2. bölümü:

ayrıntı: İlk icraatınızı hatırlıyor musunuz? Bununla ilgili düşün-celerinizi öğrenebilir miyiz?

İbrahim Ay: İnsanlar genç olmaları, tecrübesiz olmaları veya hayat üniversitesini tam okuyamadıkları için bir takım yanlışlar yapabiliyorlar. Bu yanlışlıkları bazen çok pahalıya mal oluyor. Telafisi mümkün olanlar var, olmayanlar var. Sinema binasının olmasına karşı değildim. Binanın çürük olmasından dolayı sinema binasının yerine yapılan binanın yıkılmasıyla ilgili talimatı verdim. Şimdi olsa bunu yapmazdım. Bu ayıp bir şey değil. İnsanlar öz eleştiri yapabilmeli. O günkü ruh haliyle neden, nasıl yaptığımı şu anda izah etmem mümkün değil. Çünkü nedenini ben de bilmiyorum. Tadilatı yapılarak kullanıma açılabilirdi. Ama maalesef yaptığımız yanlışlardan biriydi.

ayrıntı: Bir uyum sorunu ya da süreci yaşadınız mı? Ne kadar sürdü?

İbrahim Ay: Yaşamadım. Nedeni de şu. Ben 41 yaşında başkan oldum. Daha önce dernek ve teşekkürlerde, kurum ve kuruluşlarda çalıştım ve hep insanlarla ilişki içinde oldum.

ayrıntı: Bireysel çalıştığınız şeklinde eleştiriler oldu. Bunlar doğrumuydu yoksa sizin işleri kolaylaştıran bir ekibiniz oldu mu?

İbrahim Ay: Eleştiriler kısmen doğru hatta her başkan için benzer şeyler söylenebilir. Ancak bilinmesi gereken bir konu var. Bizim gibi küçük yerleşim yerlerinde bu iş böyle. Bir belediye başkanı var, hem şehri idare edecek, hem para bulacak hem de vatandaşla ilgilenecek. Ayrıca bürokratik işleri yapacak. Büyük şehirlerde örneğin İnegöl`de 2 tane belediye başkan yardımcısı var. Bir tanesi atamayla gelen yani kadrosu İç İşleri Bakanlığı`nca belirlenen diğeri mecliste seçimle gelen başkan yardımcısı. Bunlar idari işlerin yürütülmesiyle ilgili her türlü yetkiye sahip. Yani vatandaşın her türlü müracaatında belediye başkanının orada olması gerekmiyor. O yardımcılar, o ve benzeri işleri çözer. Bizde ise durum farklı. Vatandaş, “Bu başkanı seçtik ama ulaşmakta zorluk çekiyoruz” diyor. Vatandaş hep yanında görmek istiyor. Herkes kişisel sorunlarında bile başkanın desteğini bekliyor.

Bütün bu eleştirilerin altında yatan neden kadrosuzluk. Vazife yapacaksınız, yeterli zabıtanız yok. İdari işleri yürütecek yardımcılarınız yok. Benim dönemimde bir hesap işleri müdürü bir de yazı işleri müdürü vardı. Bir belediyenin iki müdür ile idare edilmesi mümkün değil.

ayrıntı: Dönenimiz süresince Yenişehir`in hangi sorununu çöz-dünüz? Yenişehir sizi neyle nasıl hatırlıyor ya da hatırlamalı?

İbrahim Ay: Osmangazi Lisesi hariç, Yenişehir`de bulunan tüm liselerin açılmasında aktif rol oynadık, açılmalarını sağladık. Bunun yanında köy ilköğretim okullarının fiziki olarak yapılaşmasına katkı sağladık. Milli Eğitim`le en büyük kavgam öğretmen konusunda oldu. Nedense gelmek istemiyorlardı. Bilhassa yabancı dil öğretmenleri. Biz diğer ilçelerden daha fazla öğretmen getirmek için gayret sarf ettik.

ayrıntı: Memur atamaları ve sürgünlerinde bizzat rol oynadınız mı? Öyleyse bu doğru muydu?

İbrahim Ay: Bir yanlış anlaşılma oldu.

“YÖNETTİĞİMİZ İLÇEDE AÇ YATANLAR VAR, SOKAKTA YAŞAYANLAR VAR. ÇARE OLMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL…”

Yıllar sonra bu benim karşıma çıktı. Ben bu arkadaşlarımızın %95`i ile konuşuyorum. Bu konuda maalesef derdimizi anlatamadık. Ben sadece 12 Eylül öncesi çalışmalarından dolayı -Babası Adalet Partisi Delegesi olmasına rağmen- Rahmi Yılmaz hakkında gi-rişimde bulundum. O dönemde 10-11 öğretmen ataması vardı. Bu atamalarla ilgili olarak bütün samimiyetimle söylüyorum hiç birinin benimle yakından uzaktan bir ilgisi yoktu.

Bir köy muhtarı, bazen kaymakam konuyla ilgili beni uyarırlar, azalara imzalattıkları listeleri getirirler. Ben bunları her defasında yırtmışımdır. Hatta pişman da olmuşumdur. Aynı şikâyetçiler daha sonra İl Milli Eğitim Müdürü`nün köyüne giderek, kendi köyünün öğretmeninin tayinini durdurmak istediler. Ben yaptığım işleri saklamam. Ancak tamamı bana fatura edildi. Müfettişler geldi, şikâyet dilekçelerinde imzaları olanlar inkâr ettiler. Rahmetlik Halil Güler -Çok sevdiğim saygı duyduğum bir insandı- gelir anlatır ve ben her defasında bunlarla ilgimin olmadığını anlatmaya çalışırdım.

ayrıntı: Başkan olmak, sınırları içinde bütün bir ilçenin her noktasında egemen olmak anlamına mı gelir? Sizde kendinizi tek adam olarak mı hissetiniz?

İbrahim Ay: Benim prensibim şuydu: Memlekette kolektif çalışmayla bir yere varabilirsiniz. Bunun içinde bürokrasi de vardır. Benim bürokrasi işlerim hep işten sonra gitmiştir. Daire amirleriyle iyi ilişkiler kurabilmişimdir. Aslında kurmak da gerekir. Çünkü en küçük bir dilekçenizi 28 gün bekletme hakkı ile sizin neticeye ulaşmanızı zorlaştırır.

ayrıntı: Başkan olduğunuz dönemde mutlu olduğunuz düşünüyor musunuz?

İbrahim Ay: Her başkan için geçerlidir. Bundan sonrakiler için de geçerli olacaktır. O kadar sıkıntılı anlarınız olur ki bunu eşiniz, çocuğunuz dahi kimseyle paylaşamazsınız. Ailenizle, çocuklarınızla yeteri kadar ilgilenemezsiniz. En acı tarafı da insanların dertlerine çare olamadığınız zamandır. Bu sizi psikolojik olarak yıkar.

Çok sıkıntılı günlerimde bir kenara çekilip rahatlamak için yalnız oturduğumu biliyorum. Çünkü herkese gücünüzün yetmesi mümkün değil. Yönettiğiniz ilçede aç yatanlar var, sokakta yaşayanlar var. Çare olmanız mümkün değil. Hangi makama başvursanız faydasız. Türkiye`nin şartları bunu karşılamıyor. Ben çok mutlu olunacak bir makam olduğuna inanmıyorum. Aksine çok sıkıntılı bir makam. Ancak bu insanların yapısına göre değişebilir.

ayrıntı: Sizden önceki dönemle ilgili tespitleriniz var mı? Neleri eksik ya da yanlış buldunuz ya da hazır bulduğunuz işler var mı?

İbrahim Ay: Her dönemde iktidarlar muhalefet belediyelerini ezmiştir. Bunlar önceki arkadaşım da aynı şeyleri yaşamıştır. İller Bankası`ndan aldığımız para sadece memur maaşlarına yetiyordu. Hatta vergi dairesine, elektrik idaresine borcumuz kalıyordu.

Alt yapı hizmetleri görünmeyen hizmetlerdir. Bizden önceki arkadaşımız taş yolların yapımında gayret sarf etmişlerdir. Gençken belki daha kızarak ve radikal bir düşünce içinde farklı konuşuyorduk ama zaman içinde doğruya yaklaşabilme şansı oluyor. İnsanların bu nedenle belediye başkanlarının yaptıklarına teşekkür etmeleri lazım. Benden önceki arkadaşım neyi teslim aldıysa onları teslim etti. 20-22 yaşında arabalar teslim aldık. Paramız yoktu biz de yıllarca onları kullandık.

“PARAN VARSA, KRAVATIN VARSA YADA MAKAMIN VARSA GEÇERLİSİN.BÖYLE OLUNCA, “BEN YAPAMAYACAĞIM” DEDİM.”

ayrıntı: Sizden sonraki başkanların çalışmalarıyla ilgili “Ben olsaydım …” dediniz mi?

İbrahim Ay: Belediye başkanları milli iradenin seçimidir. Millet size meclisiyle birlikte bu görevi veriyorum demiş. Plan yap, program yap, başarılı olursan -bir imtihandan geçeceksin, halka gideceksin- ne alâ, başaramazsan onaylamayız. Biz de başarısız olarak kabul edildik ve onaylanmadık. Devraldığımız arkadaşımıza yine devrettik. Ancak Türkiye`deki siyaset kişilerin başarı ve başarısızlıklarından ziyade Ankara`da esen rüzgâra göre yapılıyor. Ben aday olduğumda herhangi bir görevde değildim. Başarımı ispatlayacak bir konumum yoktu. Ama kazandım. Türkiye`de bu anlamda çarpık bir sistem var. Ben sonraki başkan ile ilgili olarak -kararı halk vereceği için- ben olsaydım şunu yapardım demedim.

ayrıntı: Sizden sonraki başkanlarla zaman zaman bir araya geliyor musunuz? Onlar size bir şey sorma ihtiyacı duydular mı? Ya da insanı ilişkiler gereği birlikte oluyor musunuz?

İbrahim Ay: İki tanesi benim çocukluk arkadaşım. Turhanettin Bey ile Mehmet Kaya. Tabi en eski Turhanettin Ergünaç. Konuşmak için konuşuyoruz ama maalesef siyaset hiçbir şey yokken insanlar arasında soğukluk yaratıyor. Bu toplum psikolojisi midir yoksa insanların bir şeyleri kabullenememesidir onu bilemiyorum.

ayrıntı: 2. seçimde kaybettiniz. Nedeni konusunda bir tespitiniz var mı?

İbrahim Ay: 1994 seçimine istemeyerek girdim. Hak etmediğim suçlamalar yapılmıştı. Öz eleştiri yaptım. Belediye başkanlığının bana göre bir şey olmadığını düşündüm. Ben zaten 1992 senesinde istifa etmeyi düşünmüştüm. Bırakıp kaçtı desinler istemedim. Ben aday falan değildim, zorla aday yaptılar. Hatta adaylık sürecinde il başkanıyla konuşurken kendilerine, daha 6 öncesinden kabul etmeyeceğimi söylediğimi ifade ettim. Baskılar sonucunda `kaybetmek üzere adayım` dedim. O seçimlerde eşim dâhil hiç kimseden oy istemedim hatta o seçimde bir sivil toplum kuruluşu ki bunlar Doğru Yol Parti düşüncesinde falan değil. Bana seçimden sonra bir daire amiriyle ilgili olarak tasarrufta bulunmam halinde benimle ilgili çalışma yapacaklarını, gayret göstereceklerini söylediler. Normalde insan buna evet der. Ama ben kasıtlı olarak hayır dedim.

Senelerce kavga ettirildik. Senelerce kullanıldık. Şimdi bu acı hatıralar yaşayanlar olarak geri dönüp baktığımızda durumun öyle olmadığını gördük. Ortada bir mağduriyet var. Paran varsa, kravatın varsa ya da makamın varsa geçerlisin. Aksi halde sen bir hiçsin. Böyle olunca ben yapamayacağım dedim. Hatta asfalt yapılması gereken yerlere başka partiye oy versinler diye kanaldan milli toprak aldım yollarına döktüm.

Garajla ilgili de problemler vardı. Aslında o günkü garajla ilgili düşüncelerim ile bugünki arasında bir fark yok. Garajlar şehir dışında olur. Ancak benden sonra yapılan takdir hakkıdır, saygı duydum. Ama bir takım sıkıntılar kamu oluşturması vardı. Bunu yapmayabilirdim. Bilerek yaptım. Artık bıkmıştım ve hak etmediğim şeylerle karşı karşıya kalmıştım. O kadar üzüldüğüm anlar oldu. Zor günler yaşadım. Ama maddeyle ilgi bir talebim olmadı. Bugün evim bile yok. Ancak bu nedenle şikâyetçi falan da değilim. Zaman geçtikten sonra farklı değerlendiriliyorsunuz. Size yargılıyoruz diyorlar ama yargılamadan infaz ediyorlar. Bunlar beni canımdan bezdirdi. Ama hemen belirteyim; isteseydik de gerekeni yapsaydık kazanır mıydık onu bilemem.

ayrıntı: 1999`da MHP`den aday oldunuz. O seçimi nasıl kaybettiniz? Oradaki sorun neydi?

İbrahim Ay: O seçimi kazanmak ya da kaybetmekten ziyade Yenişehirli`nin bilmesi gerekenler vardı: Burada oynanan bir oyun vardı. Havaalanından sonra Yenişehir`deki Çardak Köy korumasına kadar, Alaman Çayırı da dâhil olmak üzere hepsinin imar haritalarının çıkarılması, meraların arsa vasfına bürünmesi ve geri kalanların da ticari bölgeler olarak kullanılması amaçlanmıştı. Bunun arkasında karteller vardı. Ben buna karşı çıktım. Belediye meclisinde bir kez görüşülen bir konu ret edilirse bir olağan dönem gündeme getirilemez. Ama 5 sefer getirildi. Getirenleri de suçlamıyorum.

“1999 yılındaki suçum buydu. Siyasi parti adaylarıyla değil, büyük kartellerle mücadele ettim. Çünkü rantı önlemiştim.”

Çünkü çok fazla yapabilecekleri bir şeyleri yoktu. Diyeceksiniz ki belediye başkanı getirmeyebilir. Ama görüldüğü gibi değil. Küçük büyüğü daima ezer. Pres gibi. Benim 1999 yılındaki suçum buydu. Ben aslında o seçimlerde siyasi parti adaylarıyla mücadele etmedim. Büyük kartellerle kavga ettim. Çünkü ben oradaki rantı önlemiştim. Ben bu köylerdeki muhtarları topladım, zamanın mülki idarecileri de vardı. Onlara: “Siz köylerinize sahip çıkacaksınız” dedim. 10500 dönüm arazi ve bir tek çayır kalmayacaktı. Karacaali Muhtarı çok çaba sarf etti. Diğer muhtarlar da elinden geleni yaptı. Bir köy muhtarımız farklı davrandı. Ona da: “Bütün köyü kapı kapı gezerim” dedim. Öyle olunca itiraz edemedi.

Bunun faturası ağır oldu. Seçime 3 gün kala kaybettiğimi ben biliyordum. Kafamın koparılması için ne yapılması gerekiyorsa hepsi yapıldı. Bütün oyunlar oynandı. Ancak ben o gün karşı olduğum gibi bugün de karşıyım.

ayrıntı: Son dönem belediye çalışmalarıyla ilgili ve Başkan Cingil hakkında ne düşünüyorsunuz?

İbrahim Ay: Hiçbir arkadaşımla ilgili görüş beyan etmedim. Çünkü bu o kadar önemli değil. Önemli olan halkın ne düşündüğü. Ancak şu kadarını söyleyebilirim. 5 senelik görev süresinin ilk 2,5 yılında halk kararını veriyor. Ben 30 senelik siyasi hayatımdan çıkardığım sonuç bu. Mavi boncuk politikasıyla şu kadar oy aldık dememek lazım. Şu kadar oy almış olmanız önemli değil, ne kadar alacağınız önemli. Şu kadar almışsın, o geçmişti kaldı.

ayrıntı: Size göre şu an ki belediye ile ilgili de halk bir karar verdi o zaman.

İbrahim Ay: Tabiî ki. Bu herkes için, bundan sonrası için de geçerli. Şimdi bizim arkadaşımız normal olarak 3 yılını doldurdu, 17 ayda öncesinde var yani 4,5 yıllık belediye başkanı.

ayrıntı: Görev süreniz içinde yanlış yaptığınız ya da planlayıp da yapamadığınız neler var?

İbrahim Ay: Yapamadığımız eğitimle ilgili. Sürdürdüğümüz çalışmaları tamamlayamadık. Yenişehir`e yüksek okul değil, üniversitenin bir fakültesi getirilmeliydi. Bu; veterinerlik fakültesi olabilirdi ya da ziraat fakültesi. Bununla ilgili belediye sınırları içerisinde 3bin dönümün üzerinde yerimiz vardı.

Yanlış yaptığım şeyler olmuştur. Hem idari kademede hem mecliste olmuştur. İnsan bunları söyleyebilmeli, kendini yenileyebilmelidir?

ayrıntı: Gerek yerel gerekse genel seçimlerde aktif bir rol alacak mısınız?

İbrahim Ay: Siyaset zamanlama meselesidir. İnsanlar yapısal olarak idare edenler ve idare edilenler iki ka-tegoriye ayrılır. İdare edilen birini en yüksek makama bile getirseniz onun birilerine ihtiyacı vardır. Korunmak ister. Birde özgüveni olan insanlar vardır. Bu siyasette arayan ve aranılan insan olarak karşımıza çıkar. Arayan insan olursanız çok sıkıntı çekersiniz. Tarih yargılar, zaman yargılar sizi. Siyaseten aktif olabilirsiniz ama ruhen bu mümkün değil.

Seçimlerle ilgili şu anda bir şey söylemek mümkün değil. Genel ve özel şartlar müsait olacak mı, sağlıklı olacak mıyız görmemiz gerekir.

ayrıntı: Sizin bunların dışında altının çizilmesinde yarar gördüğünüz, belirtmek istediğiniz bir şeyler var mı?

İbrahim Ay: İnsanlar seçtikleri kişilerle ilgili düşüncelerini söylemeli. Orada burada konuşmak yerine tepkilerini, şikâyetlerini belirtmeli. Bu aynı zaman alternatif bir politikayı da sağlar. Bir başka konu da Boğazköy Barajı. Bu konu ne olacak? Baraja İnegöl`ün bütün atık suları akacak mı? Bu konuya belediyemizin çabası yetmez.

Bir diğer konu 2. Organize Sanayi. Her ne kadar Hamza Bey`de 6000 dönüm arazi kamulaştırılacak deniyorsa da doğruluk derecesini bilmiyorum. Ama benim bildiğim kadarıyla Yenişehir`e Okuf hattından itibaren yapılması gerekiyor. Bu ekonomik açıdan olumlu olabilir belki ama ovayı ve yeraltı sularını kirletir. Bu konuda bütün sivil toplum kuruluşlarıyla beraber Kocasu`nun kurtarılması lazım. Bir de Yenişehir`deki yeşil alanlar mutlaka korunmalı.

Son olarak günü geldiğinde benim de tenkitlerim yanında alternatif politikalarla birlikte anlatacaklarım olacak.

ayrıntı: Sorularımıza verdiğiniz cevaplar ve ayırdığınız zaman için teşekkür ederiz.

İbrahim Ay: Ben teşekkür ederim. Başarılar dilerim.

Leave a Reply

You must be Logged in to post comment.

© 2017 Ayrıntı Gazetesi · RSS