Meyra Madencilik: “İddiaların Tümü Asılsız!”

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yenişehir Kirazlıyayla Mahallesi’nde yatırım girişimlerini sürdüren Meyra Madencilik’ten yapılan yazılı açıklamada, projenin itibarının zedelenmeye çalışıldığı belirtildi.

Firmanın birinci kuşak sahibinin babasının Osmanlının egemenliği altındaki yerlerden olan Beyrut’ta yaşamış bir Osmanlı Türkü olduğu vurgulanan açıklamada, “Lozan anlaşması ile ana yurduna gelmiş ve bütün hayatını yatırımlarını Türkiye’de sürdürmektedir” denildi.

Köy halkına ve muhtarlara, uzman ve mühendisler tarafından bilgilendirme toplantısı yapıldığını ifade edilen açıklamada, “İddialardan biri de halkımıza hiç bilgilendirme yapmadığımızdır. YEÇEP Sözcüsü başta olmak üzere, herkesi iddialarını bilimsel yoldan kanıtlamaya davet ediyoruz. ‘Ne kadar uzmanları varsa, halkın önünde bunu tartışalım’ diyoruz. Madem söyledikleri doğru, neden gelmiyorlar?” diye soruldu.

Meyra Madencilik’in açıklaması şöyle:

“01 Şubat 2020 Cumartesi günü,  sözde doğayı koruma amaçlı kurulduğunu iddia eden YEÇEP tarafından kıymetli halkımızı galeyana getirmeye çalışan birtakım provokatif gösteriler düzenlenmiş olup, YEÇEP sözcüsü tarafından yapılan asılsız açıklamalar doğrultusunda MEYRA Madencilik adına söz hakkı doğmuştur.    Tarafımızdan ayrıca gönderilen yazının başlığında ihtarname ifadesi bulunsa da, noter aracılığı ile gönderdiğimiz yazı; asılsız bilgi, dedikodu ve iftiraya varan ifadelerle ülkeye ve millete önemli katkısı olan bu projenin itibarını sarsmaya kalkanların, bunu bilerek ve art niyetle yapanların karşısında hukuki hakkımızı kullanacağımıza dair ön bilgilendirmedir.

Hiçbir uzmanlığı olmadan tamamen kulaktan dolma bilgilerle, karalama programı içinde oldukları tespit edilen zaten bunda da çekinmeyen kişilere gönderilmiştir. Bu bir dava değildir bir bilgilendirme yazısıdır.

“Yatırımın Gecikmesiyle Ciddi Zararlara Uğruyoruz”

Bu süreçte itibar zedelenmesi ve asılsız bilgi ve iddialarla yatırımın sürekli gecikmesiyle ciddi zararlara uğruyor olmamız konusu da elbette çok önemli bir nokta. Bir madeni işletmek, bir tesisi hayata geçirmek çok ciddi süreçler gerektiren çok yorucu çok yıpratıcı bir yolculuktur. Analizler, araştırmalar, çevre ile dost, her açıdan ince elenip sık dokunan izinler; yani toprağa, havaya, suya, yaşama etkisinin analiz edildiği bilimsel verilerle hazırlanmış raporlar onca uzman ve akademisyenin emeği olan ve 7 yıl süren devlet izinleri süreci var… Ayrıca, şirketinizin bu zamana kadar bin bir emekle kaç işçinin, çalışanın emeği ile oluşmuş olan bir itibarı var…

“Bilimsel Verilerle Konuşmak İsteyen Herkes Başımızın Tacıdır”

Bütün bunların karşısında birileri kalkıyor, elinde en ufak bir analiz, bir araştırma, bir emek olmadan sırf hizmet ettiği amaç doğrultusunda ağzına pelesenk ettiği korkunç iddia ve sloganlarla emeğinizin, itibarınızın üzerine basıp geçiyor… Bu kadar kolay mı çamur atmak, yalan söylemek, halkı kaygıya sürükleyip yatırıma karşı ayaklandırmaya çalışmak, iftira atmak. Bunun bir karşılığı olmayacak mı? Elbette olacak. Elinde bilimsel veri olmadan, analiz  olmadan bu tür iftiralar atanların karşısında hukuki hakkımızı kullanacağız… Ama gerçekten bilgi almak isteyen, konuyu tartışmak isteyen, öğrenmek isteyen, bilimsel verilerle bize itiraz eden herkes başımızın tacıdır ve biz konuyu her zaman konuşmaya hazırız. Zaten herkesin kapısına gidip bu süreç ve işletme konusunda bütün kaygılar hususunda bilgilendirmeleri hızla yapacağız.

YEÇEP sözcüsü başta olmak üzere, iddia sahiplerini bu iddialarını bilimsel yoldan kanıtlamaya davet ediyoruz. ‘Ne kadar uzmanları varsa, halkın önünde bunu tartışalım’ diyoruz. Madem söyledikleri doğru neden gelmiyorlar!

“Köy Halkına Ve Muhtarlara Bilgilendirme Toplantısı Yapıldı”

Hakkımızda yapılan diğer iddialardan biri de halkımıza hiç bilgilendirme yapmadığımızdır. Köy halkımıza ve muhtarlarımıza uzmanlarımız ve mühendislerimiz tarafından bilgilendirme toplantısı yapılmıştır. Toplantılarla ilgili fotoğrafları basın aracılığıyla paylaşacağız.

Ama elbette bu yeterli değildir. Bizler şirket olarak halka karşı daima sorumluluğunu bilen, her zaman bu bilinç ve duyarlılıkla hareket eden bir vizyona sahibiz. Türkiye’nin dört bir yanında birçok yatırımımız mevcuttur ve hepsi de bulunduğu yere, yöre insanına, ülke ekonomisine her anlamda katkıda bulunan çevreci projelerdir.  Bizim projemiz ne eksik ve zararlı ne çevreye sıkıntı oluşturacak niteliktedir. Olup bitenlere baktıkça, daha iyi anlıyorsunuz ki, işin içinde çok daha başka şeyler var. Köylüye hazırladıkları pankartları tutuşturan aktörlerin kendi amaçlarına hizmet edebilmek için bu projeyi kurban etmeleri ve bunun içinde halkı kullanmalarını hayretle izliyoruz. Bu kişilerin asıl amaçlarının ne olduğunu yakın zamanda açıklayacağız. Ama biz inanıyoruz ki halkımız her zaman doğruyu bulur, doğruyu bilir. Biz de halkımıza gerekli bütün bilgilendirmeleri hızla yapmaya devam edeceğiz ve kurulacak tesisin aynısının daha büyük bir kapasiteye sahip olan başka tesislere geziler düzenleyeceğiz. Halk gözüyle görüp her şeye kendi karar verecektir.

“Lübnanlı Firma” İfadesi Yeni Bir Oyundur

Bütün bu iletişim ve bilgilendirme çalışmalarımız karşı tarafı telaşlandırmış olmalı ki, havayı suyu bırakıp şimdi de Lübnanlı firma ifadesiyle yeni bir oyun içindeler. Firmanın birinci kuşak sahibinin babası Osmanlının hüküm sürdüğü yerlerden olan Beyrut’ta yaşamış bir Osmanlı Türküdür. Lozan anlaşması ile ana yurduna gelmiş ve bütün hayatını yatırımlarını Türkiye de sürdürmektedir. Beyrut’ta hâlâ akrabaları ve yerleri vardır. Lakin bir Osmanlı Türk’ü olarak yaşam yeri olarak ana yurdunu seçmiştir. Yani bu iddiaları da diğerleri gibi asılsız, ucundan kıyısından bilgi kırıntıları ile kocaman bir yalana çevirdikleri bir kara propagandadır. Sanırım herkes bütün bunları neden yaptıklarını yani bütün bu yalanları, balon ifadeleri neden büyük bir azimle kullandıklarını merak ediyordur. Halkı neden devlete karşı bu denli kışkırtmaktadırlar acaba birileri mi böyle talimat vermektedir. Bunları yakın zamanda hep beraber göreceğiz. Nasıl ki Bergama’da her şey çok masum görünürken arkasından çok pis durumlar çıktı, bunda da gerçekler göz önüne serilecektir.

Hayret ve bu kadarına da pes dediğimiz diğer bir konu ise Sözcü gazetesinde yer alan haberdeki bir ifadedir.

“Art Niyetli Ve Yalan İfadeler…”

02.02 2020 tarihinde Sözcü gazetesinde çıkan “kafanıza vura vura” ifadesinin tarafımızdan hiç kimse tarafından asla kullanılmamıştır. Bu ifade art niyetli ve yalan bir ifadedir. Bu ifadeyi kullandığımıza dair bir kanıt varsa derhal kamuoyuna sunulmalıdır. İlkeli ve etik gazeteciliğin gereği ne ise o yapılmalıdır. Bu haber, Sözcü gazetesine yakışmayan talihsiz bir haberdir. Ve en kısa sürede Sözcü gazetesi tarafından gerekli düzeltme yapılmalıdır. İlkeli gazetecilik gerçek bilgi ve belgeye dayalı yapılır. Dedikodu üzerinden bu tür başlıklar atmak tamamen art niyetli ve planlı bir sonuca ulaşmaya çalışmanın yapı taşlarıdır.

“Halkımıza İnancımız Tamdır”

Maruz kaldıklarımız her ne olursa olsun halkımıza inancımız tamdır. Bizler ülkemiz için vatanımız için üretmeye, bin bir emek ve umutla okuyan gençlerimize ekmek kapısı olmaya, daima en büyük fayda ve iyiliği kendimize kılavuz edinmeye devam edeceğiz.

Ana düsturumuz olan kötüler var diye iyi olmaktan vazgeçilmez diyerek yolumuza devam edeceğiz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün madenleri kast ederek “Ulusal hakimiyet için, ulusal kaynakların kullanımı şarttır” ifadesine duyduğumuz sadakat ve heyecanla yolumuza devam edeceğiz. Atatürk’ün şemsiyesine sığınmış ama onu, ilkelerini, hayallerini, mücadelesini, vizyonunu asla hissedememiş, onu asla anlayamamış olanların ülkemizin kalkınmasının önüne geçmelerine, halkımız müsaade etmeyecektir. Yineliyoruz, doğruların er ya da geç sahneye çıkmak gibi bir alışkanlığı vardır.

Saygılarımızla”

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Meyra Madencilik: “İddiaların Tümü Asılsız!”
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.