Home » Yazarlar » Akşam saatleri

Akşam saatleri

İkindi vaktinden sonra güneş evlerin camlarına tatlı tatlı vururken çocuklar okuldan çoktan gelmiş de sokakta oynuyorlar, büyükler işlerinden eve dönüyor, evlerde akşam telaşı… Günün bu vakitlerinde caddelerden, sokaklardan duyduğum bu seslere zihnimdeki sesler karışıyor. Çoğu zaman da anılarımdan çıkıp gelen bu sesler gerçekte duyduklarımı bastırıyor birkaç dakikalığına her gün aynı vakitlerde.

 Kendimi çocukluğumu seyrederken buluyorum babaannemin evinin sokak yüzüne bakan odanın köşe penceresinin önünde. Akşam güneşi odaya vuruyor. Karşıdaki ağaçların, penceredeki çiçeklerin gölgeleri duvarlarda. Ben kimi gün kapı önünde ip atlıyorum kimi gün mahalledeki arkadaşlarımla sıradayım her akşamüstü gelen amcadan tost almak için. "Evde salçalı ekmek yok sanki!" diye söyleniyor bazen büyükler ama bilmiyorlar ki o arabada satılan salçalı tostun tadı hiçbir ekmekte yok! Bazı günler mavi ya da yeşil arabalı dondurmacıları bekliyorum ve ne yazık ki kimi gün ikisi de gelmiyor. Belki de ben oyuna dalıyorum da görmüyorum onları. Çok susadım oynarken ama eve girersem sokağa yollamazlarsa oyunum yarım kalır, çok üzülürüm, zaten ezana az kalmış. "Komşu anne"lerin birinden su istiyorum ya da "sokak çeşmesi"ne doğru bir koşu gidip kana kana su içiyorum. Akşam ezanını duyuyorum… Birkaç dakikalığına böyle zamanda yolculuk yapıp şu ana dönüyorum. Her nerede olursam olayım her ne ile meşgul olursam olayım bu hep böyle.

 Çocukluğumun geçtiği mahalleye giderim Yenişehir'e geldikçe çünkü geçmişi ve şimdiyi girift bir biçimde yaşayabiliyorum böylece. Hâlâ kapısını çaldığım canciğer eski komşularımız var orada. Geçtiğimiz günlerde yine gittim mahalleye. En eski arkadaşımın annesi Bahriye ablamda "komşu anne" demeyi öğrendi oğlum belki de yalnızca Yenişehir'de kullanabilecek bu sözcüğü. Çocukluk yıllarımda çok özel yeri olan Halime yengem ve Elektrikçi İbrahim amcamın o harika bahçesinde çok güzel bir düşün içindeyim sanki başımızın üzerinde kocaman ahududular, etrafımızda rengarenk çiçekler, mis gibi güllerin kokusu geliyor rüzgâr estikçe… Akşam güneşi vuruyor bahçeye ahududu dallarının arasından, radyodan neşeli ezgiler geliyor. Akşam güneşi… Geçmiş zaman ve şu an iç içe geçiyor. Babam getirip vermiş İbrahim amcama, bir zamanlar dedemin bakkalında yağ satarken kullandığı litreliği. O da bir güzel boyamış, oğlum onunla oynuyor. Annemle bakışıyoruz. Göz göze geliyorum "komşu annem" ve "komşu babam"la gülümsüyoruz. Uzunca baksak birbirimize ağlayacağız, biliyoruz.

 Güzel bir düşün içinde olduğumuz bahçedeki keyifli sohbetin ardından yola koyuluyorum ve tabii akşam ezanı yine yollarda okunuyor…

© 2022 Ayrıntı Gazetesi · RSS