Bir Hayata Dokunmak

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu haftaki yazıma bir anımı paylaşarak giriş yapmak istiyorum.

Öğretmen okulu beşinci sınıftaydım. İl çapında bir öykü yazma yarışması yapılacağı duyuruldu. O yarışmaya ben de katıldım.

İlk incelemeyi her okul kendisi yapacaktı ve il komisyonuna üç isim bildirilecekti. Ben o bildirilecek isimlerin arasında yer alamadım.

Okul jürisinde görevli öğretmenlerden biri yanıma gelip şunu söyledi: “Öykün güzel, anlatım şeklin çok farklı, çok güçlü. Lütfen, yazmaktan vazgeçme!”

Öğretmenim gerçekten öyle mi düşünüyordu, söyledikleri içten miydi yoksa beni yüreklendirmek için mi böyle konuşmuştu bilemiyorum ama daha sonraki yıllarda böyle bir yeteneğimin olduğunu varsayarak hareket ettim.

Hayatımıza giren insanların kalitesi, bakış açımızı etkiliyor. Onlar içimizdeki ışığı fark edebiliyorlar.

   Şimdi asıl konuya geliyorum:

Bir ay önce okuduğum bir kitapta, kahramanlardan biri ötekine şöyle diyordu: “Senin bende bir ışık görmen benim o ışığı aramama neden oluyor.”

İşte bu tümce bana az önce sözünü ettiğim anımı hatırlattı. Başkasından aldığımız ya da başkasına verdiğimiz kısacık bir geri bildirim insanı harekete geçirebiliyor.

Özellikle çocukların ve gençlerin cesaret veren tümcelere çok ihtiyaçları var.

Onlarda bir ışık gördüğümüzü söyleyebilmek ve bunu fark etmesine vesile olmak büyüleyici bir şey çünkü onlarda bir ışık gördüğünü söylemek o ışığı aramalarına neden olur.

Dokunduğunuz herkes o ışığı bulamayabilir ama hiç değilse karanlıkta kaybolmaz.

Sıcacık bir söz bile onların hayatlarının yönünü değiştirebilir. Herkes, şu sözlere ihtiyaç duyar: “Seni görüyorum, sana inanıyorum, sana güveniyorum, yapabilirsin, sende o yetenek ve enerji var.”

Her insan, iletişime geçtiği insanı etkiler; geliştirir ya da dönüştürür.

Sadece performans odaklı çalışmalara önem vermek, analitik olmak duyguyu yok saymaktır. “Marifet iltifata tabiidir.” sözü boşuna söylenmemiştir.

İbn-i Sina, bu gerçeği yüzyıllar önce şu şekilde ifade etmiştir: “Bilim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder.” Yapılan işi takdir etmek beynin dopamin ihtiyacını giderir. Tatlı bir söz antidepresan etkisi yaratır.

Yurdum insanı eleştirmeyi ve emretmeyi pek sever. Bu cehalet midir yoksa ırksal bir özellik midir bilemiyorum.

Oysa iletişimde sandviç tekniğini uygulamak gerekir. Bu teknik şöyle çalışır:

Önce iyi yanlarından başlarsınız. Sonra asıl söylemek istediğiniz olumsuz sayılabilecek konudan söz edersiniz.

Daha sonra yine güzel bir özelliğini vurgulayarak konuyu mühürlersiniz. Burada yapılan iş, zehri ilaca çevirmektir.

Bir düşünür: “Kötü üslup doğru sözün celladıdır.” der. Doğruyu bilmek yetmez o doğruyu kırmadan dökmeden, kendi güzelliğimizi katarak söylemek gerekir.

Lütfen! İyi sözlerin ve iyi davranışların adresi olun. İnsan inşa edin. Kimsenin umudunun katili olmayın. Belki de ellerindeki tek şey umuttur.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Bir Hayata Dokunmak
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.