Yine bir sürü kötü habere uyandığımız günlerden geçerken, akıl sağlığımızı korumak gün geçtikçe zorlaşırken, hayatta kalmaya çalışıyoruz.
Ömrümüzü, hayallerimizi gerçekleştirmek için zamanla yarışarak geçirebilmek varken, hayalleri bıraktık, başımıza bir şey gelmeden geçen her güne, bugün de bitti diye şükrediyoruz.
Bütün bu dünyanın delirmişliğinin yanında güzel şeyler de oluyor ara sıra.
Ben bugün artık 41 yaşındayım. Evet, 41 kere maşallah sözünü en sık duyabileceğim yaşa geldim.
Doğum günleri benim için en özel günler. Çünkü kişiye özel tek tarih bence. Kutlanmayı sonuna kadar hak ediyor.
Geçen yıl kırkların daha güzel olacağını düşünüyordum. Haklı çıktım.
Klasik söylemde kadınlar için 40lı yaşlar en güzelidir demenin bir sürü hali var. Hepsi doğru bence de.
Hayat mutlu olduğum, iyi hissettiğim, enerjimi ve umudumu yitirmeden ama gerçeklerden de kaçmadan karşılayabildiğim bir form aldı.
Görünen o ki dünya delirmeye devam edecek. Ülke de bundan geri durmayacak.
Üstelik bu koşulların iyileşmesi için yapabileceğimiz neredeyse hiçbir şey yok.
Yapabileceğimiz tek şey kendi hayatlarımızı güzelleştirebilmek. Umudu, inancı, iradeyi kaybetmeden sağlıklı kalabilmek.
Bu yaşımdan dileğim, kendi hayatımda var olanı koruyabilmek. Ben kendimden razıyım. Olan olmayan her şeyden memnunum.
İnsanlık için ise dileyebilecek bir şeyim kalmadı. Sanırım yıkılmadan yapılamayacak noktaya geldik.
Ne olacaksa olacak ve su akıp yolunu bulacak. Kendimizi sağlam tutmaktan ve sevdiklerimize sarılmaktan başka bir şa