Yapay zeka, “zeki” makineler geliştiren bilgisayar bilimi dalına verilen addır. Bunlar yüksek düzeyde beceriler sergileyebilen makinelerdir.
Bu zeki makineler daha on beş yirmi yıl öncesine kadar pek çok kişinin imkansız dediği görevleri yerine getirmektedir. Günümüzde pek çok sistem, kullanıcının anadilindeki soruları ve komutları anlayıp ona göre yanıt verebilmektedir. Google’ın arama motoru bugün en sık kullanılan yapay zeka tabanlı sistemler arasındadır.
Yapay zeka konusuyla yakından ilgilenenlerin anlattıklarına bakılırsa bu alanda övgüye değer başarılar elde edilmiştir.
Bugün yapay zeka programları yüzden fazla dil arasında çeviri yapabiliyor. Kanser teşhisi koyarken doktorlara yardımcı oluyor, nadir görülen hastalıkları teşhis ediyor, tecrübeli yatırımcılardan daha iyi yatırım kararı veriyor, adli bir davayla ilgili örnek mahkeme kararlarını tespit etmek için binlerce dokümanı tarayarak avukatların işlerini kolaylaştırıyor, dolandırıcıları tespit ediyor.
Öykü yazıyor, beste yapıyor, gazete makaleleri yazıyor. Mağazalarda, okullarda, hastanelerde, mahkemelerde, elektrik ve su sistemlerinde yapay zekadan yararlanılıyor. Yapay zeka, dünyadaki tüm satranç şampiyonlarını yenebiliyor. İşin en ilgin tarafı şu: Zero adlı yapay zeka, satrancı kendi kendisiyle oynayarak öğrenmiş ve dokuz saatte insanüstü bir düzeye ulaşmıştır.
Gördüğünüz gibi yapay zeka artık “doğuş sürecinde” filan değil. Her gün satın aldığımız ürünlerde, hizmet sektöründe ve cihazlarda başta olmak üzere hayatın her alanında kullanılıyor. Bilim insanlarının binlerce yıllık çalışmalarının ve araştırmalarının toplamına bir tuş dokunuşuyla ulaşabiliyoruz.
Günümüzde yapay zekanın öncülüğünü Cinlilerin yaptığı görüşü ağır basıyor. Öyle mi bilmiyorum ama Çinlilerin bu konuya büyük yatırım yaptıkları bir gerçek. Çin, artık yüz tanıma teknolojilerinde lider. Çin polisinin şüphelileri kalabalığın içinde takip edebilen güneş gözlükleri bile var. Dünyadaki bir buçuk milyar güvenlik kamerasının yarısı Çin’de.
Çinli yetkililere göre yapay zeka her şeyi değiştirecek. İnsanlık tarihindeki en dönüştürücü teknoloji olacak. Gerek üretim gerekse yaşam biçimimizde devrim gerçekleştirecek. Kısacası yapay zeka büyük iyilikler getirecek. Bazı aksamalar yaratacak ama bunlar kısa vadeli olacak ve üstesinden kolayca gelinecek.
Peki, ya öyle olmazsa? Yapay zeka iş gücü piyasasını altüst edebilir. İş ve ticaret eşitsizliğini daha çok körükleyebilir. Güç ve refahı sıradan insanların elinden alıp sistemi kontrol altında tutan bir avuç zengin azınlığa verebilir. Geri bıraktırılmış ülkelerdeki milyarlarca insan açlık çizgisine itilebilir. Eşitsizliği daha da artırabilir.
Devasa verilerle beslenen yapay zeka, demokrasiyi zayıflatıp tek adam rejimlerini güçlendirebilir. Totaliter rejimlerin roket yakıtı olabilir. Bu baskıcı rejimler, yapay zekanın tüm araçlarını kullanarak demokratik kurumları ve adaleti işlevsiz duruma getirebilir.
Dünya tarihinin en güçlü teknolojisini tek adamın emrine vermek korkunç yıkımlara ve kaosa yol açabilir. Toplum, sınırsız yetkileri acımasızca kullanan tek adamın insafına tutsak duruma gelebilir. Halk varoluşsal bir tehdit altında istikrarsızlaşır, sorun çözme kapasitesini yitirir ve çöker.
Er ya da geç, yapay zeka verileriyle güçlendirilmiş bu teknoloji, toplumları ya felakete sürükleyecek ya da insanların temel haklarını yok eden onları baskı altında tutan karanlık toplum düzeni oluşacak. 21. Yüzyılın büyük sorunu bu. Yapay zeka ateşi bizi ısıtabilir ama yakabilir de.