Düşmanımın bile işsiz kalmasını istemem çünkü işsizlik bir insanın başına gelebilecek en büyük felakettir.
İşsizlik demek vara yoğa sinirlenmek, içe kapanmak durgunlaşmak, değerini sorgulamak, umutsuzluğa kapılmak, çaresizleşmek ve depresyona girmek demektir.
İşsizlik dünyanın en zor işidir. İnsanın belini büker, yaratıcılığını azaltır, yeteneklerini köreltir, sosyal çevresini daraltır, öfkeye yol açar, sağlığı bozar, hayalleri tüketir. Gecenin bir yarısı yatakta hüngür hüngür ağlatır.
İşsizlik, zor olan hayatın en zor bölümüdür. Yalnızca parasal bir sorun değildir, insanın kendisini değersiz hissetmesine yol açar. İnsanlara güveni kalmaz. Stres üreten bu duruma daha fazla direnemez. Giderek sağlığı bozulur ve yaşama sevinci biter.
Çerkesler, kendilerine haksızlık yapan, eziyet çektiren, iftira atan kişilere “İşsiz kalasın!” diye beddua ederler. Kötülüklerin kaynağı işsizliktir. İşsiz insan ya saldırganlaşır ya da birilerinin yalakası olur.
İşsizliğin yaygın olduğu toplumlarda hırsızlık, yolsuzluk, gasp, cinayet ve mafyalaşma eğilimleri artar. İnsanlar terör örgütlerinin, çetelerin ve uyuşturucu baronlarının tuzağına düşerler.
Patronların, çalışanlar üzerinde kullandığı en caydırıcı silah işsizlerdir. Çalışanlar işsizlikle terbiye edilir. İşsiz kalmayı göze alamayan insanlar en temel haklarından vazgeçerler. Hatta sigortasız çalışmayı bile kabul ederler; çünkü on binlerce işsiz yedek iş gücü olarak beklemektedir. Patronlar bu durumdan çok memnundur çünkü işsizler ucuz emek demektir.
Kayıt dışılığın hakim olduğu ortamlarda insanlar günde on iki saat çalışmaya razı oluyorlar. Patronlar üç kişinin yapacağı işi bir kişiye yüklüyor. Okulda olması gereken çocuklar ağır işi yükü altında ve sağlıksız koşullarda büyümeden yaşlanıyorlar. Her yıl onlarca çocuk işçi iş kazası sonunda hayattan koparılıyor.
Yurdumuzda işsizler ordusu gençleşiyor. Gençlerimiz: “Emeğimizle geçinmek istiyoruz, hırsız uğursuz olmak istemiyoruz, iş istiyoruz!” diye bağırıyorlar. Bu çarpık düzenin sorumluları gençleri duymak istemiyor. Hatta onlarla alay eder gibi: “Ülkemizde iş var ama gençlerimize iş beğendiremiyoruz.” diyebiliyor.
Akıl ve yaratıcılık yönünden sorunlu, donanımsız, liyakatsiz ve deneyimsiz kişiler adamını ya da madamını bulup işe yerleşirken akıllı, yetenekli ve üst düzey eğitim almış gençler iş bulamadıkları için yurdumuzu terk etmek zorunda kalıyorlar.
İşsizlik gittikçe büyüyen bir tümör gibi. Bu tümörü iş işten geçmeden almak gerekir. İyi bir planlamayla, üretime yönelik yatırımlarla, ülke kaynaklarının doğru kullanımıyla ve israfı önleyerek bu sorun çözülebilir.