Yılın sonlarına doğru yaklaşırken kış da iyiden iyiye hissettirir kendini.
Yılbaşlarını hep çok sevmişimdir.
Umutlu, neşeli, keyifli zamanlar herkesi etkisi altına alır.
Işıl ışıl süslenen sokaklar ve dükkanlar, hediye almak için çıkılan alışverişler, yeni yıl gecesi için yapılan planlar, süslenen ağaçlar vb.
Bu yıl ne bende ne de etrafımda bir heyecan yok maalesef.
Sokaklar bile halen süslenmedi.
Sanki yeni yıla daha aylar varmış gibi hissediyorum.
Yeni yılın yaklaştığını fark etmemi sağlayan tek şey astrologların 2025 yorumları.
Üstelik hepsi birbirinden beter.
Hem Türkiye için hem de dünya için çok zor bir yıl olacağını söyleyip duruyorlar.
Daha ne kadar zorlanabiliriz demeye dilim varmıyor. Dibin dibi her zaman var hayatta.
Zaten hepimiz her gün daha kötüsü olamaz dediğimiz ve maalesef daha kötüsü olan bir sürü habere maruz kalıyoruz.
Kim demiş bilmiyorum ama dibe inmek, yukarı hızla çıkmana yardım eder gibi bir söz hatırlıyorum. Bence tamamen yanlış.
Çünkü dip dediğimiz şey bir sonsuzluk da olabilir. Bir zemin olmazsa basıp yukarı da çıkamazsın.
O yüzden artık astrolog yorumlarını da görmezden geliyorum.
Oysa 2025te burcumda neler olacağı ve beni nelerin beklediğini öğrenmek heyecan vericiydi eskiden.
Nerde kaybettik neşemizi bilmiyorum. Neden böyle oldu?
Bu soruları sorarken birçok cevap elbetteki kafamda beliriyor ama yine de bir yılın bitişini ve yeni bir yıldan umut dolu beklentilere sahip olmayı çok görmemeliydik kendimize.
Hayat hepimizi çok yordu.
Artık gideni aratma demekten başka bir dileğimiz kalmadı maalesef yeni yıldan.
Belki ay sonuna doğru biraz neşeleniriz kim bilir, belki bazı hayallerimiz ayağa kalkar yeniden.
2024 muhasebesi için henüz erken. Belirsizlikler sarmalında bir günde bile birçok şey değişiyor. Bütün bir yıl bize ne verdi, ne aldı elbet yapacağız hesabı.
Umarım güzel değişimler gelir de, 2024e teşekkür ederiz göndermeden önce.
O güne kadar beklemeye devam.