Önce güncel tabloyu netleştirelim: Yeni Parti, CHP’den ayrılan 91 milletvekiliyle kuruldu ve kısa sürede Meclis’in ikinci büyük grubu haline geldi.
CHP’den ayrıldık, yeni bir muhalefet merkezi oluşturduk ve iktidara karşı daha güçlü bir siyasi hat kuracağız. Söylemiyle kısa sürede büyüdü.
*
Böyle bir seçmen açısından ilk büyük sınavda “evet” denilmesi ciddi bir hayal kırıklığı yarattı.
Özellikle Yeni Parti’nin daha önce yasanın hazırlanış biçimine yönelik ciddi eleştiriler getirmesine rağmen “evet” yönünde tavır alması, eleştiriyi güçlendirdi.
Özgür Özel teklifin “kötü hazırlanmış” ve teknik açıdan eleştiriye açık olduğunu söylemişti.
Buradaki soru şu:
“Kötü hazırlanmış dediğiniz bir yasaya neden evet veriyorsunuz?”
Bu, Yeni Parti’nin önümüzdeki dönemde cevaplamak zorunda kalacağı en önemli sorulardan biri.
*
İşin diğer tarafını da görmezden gelmemek gerekiyor.
Yeni Parti’nin “evet” tavrının arkasındaki temel siyasi mantık şu olabilir:
“Terörün sona ermesi ve silahların bırakılması konusunda muhalefet sırf iktidar getiriyor diye karşı çıkamaz.”
Bu açıdan bakıldığında “hayır” demek de Yeni Parti açısından riskliydi.
Çünkü yarın Türkiye gerçekten terör sorununda kalıcı bir çözüm noktasına gelirse, Yeni Parti’nin karşı tarafta durması şu eleştiriye yol açabilirdi:
“Barış ihtimaline bile siyasi hesapla karşı çıktılar.” denilebilirdi.
Bu da özellikle merkez seçmen açısından ciddi bir problem yaratabilirdi.
*
Özgür Özel’in yaklaşımının temelinde de bunun bulunduğu anlaşılıyor.
Özel, kendisi ve parti yönetiminin “tarihsel tutarlılık ve sorumluluk” gerekçesiyle evet vereceğini, milletvekillerinin ise kendi illerindeki seçmenin hassasiyetlerine göre karar verebileceğini açıkladı.
Dolayısıyla Yeni Parti’nin söylemi aslında:
“İktidara destek vermiyoruz; barış ihtimaline destek veriyoruz.” şeklinde okunmalıdır.
Bu siyasi açıdan küçümsenecek bir argüman değil.
*
Ben Yeni Parti’nin bu olaydan güç kaybedeceği kanaatinde değilim.
Yaşanan tartışmayı, “Yeni Parti güç kaybedecek şeklinde okumayı doğru bulmuyorum.
Hatta tersine, bu kriz Yeni Parti için ilk ciddi kimlik sınavı olduğunu düşünüyorum.
Yeni Parti; bir merkez muhalefet partisi olmaya çabasını sürdürecek, geniş seçmen kitlesini yakalayacak ve “Biz AKP’nin karşısında olmak için değil, Türkiye’nin sorunlarını çözmek için muhalefetiz. Diyerek güçlü bir siyasi kimliğini sürdürecektir.
Çünkü Türkiye’de seçmenin önemli bölümü bir süre sonra parti içi tartışmalardan ziyade; “Benim hayatımı kim değiştirecek?” sorusuna yanıt arayacaktır.
Yeni Parti’nin bundan sonraki en büyük rakibi AKP değil, CHP de değil.
Bir süre sonra kendi yarattığı “umut” beklentisi olacak.
Yeni Parti o beklentiyi yönetebilirse daha da büyüyecek.