Yenişehir’deki Atatürk Heykeli’nin taşınmasıyla birlikte iki önemli konu gündeme geldi: Kaidesinin eski yüksekliğini koruyup korumadığı ve arkasındaki iş yerlerine ait tabela ve reklamların oluşturduğu görüntü.
Öncelikle şunu belirteyim, Yenişehir’deki Atatürk Heykeli, sıradan bir meydan süsü değil, tescilli bir Atatürk anıtı.
Bursa Büyükşehir Belediyesi, 27 Ağustos 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, kavşakta bulunan tescilli Atatürk Anıtı’nın korunarak taşınacağını duyurmuştu. Taşıma işlemi gerçekleştirildi. Ancak heykelin yeni yerindeki görünümüyle ilgili bazı eleştiriler de beraberinde geldi.
Bunların başında kaidenin eskisine göre daha alçak olduğu yönündeki değerlendirmeler geliyor. Ben de bu eleştiriye katılıyorum.
Taşıma sırasında kaidenin alt bölümünde bir hasar oluşmuş ve bu bölüm kullanılmamış olabilir. Ortada bir yükseklik farkı varsa bunun nedeni açıklığa kavuşturulmalı.
Taşıma ve montaj tutanakları kamuoyuyla paylaşılmalı, heykelin özgün kaidesinin korunup korunmadığı ortaya konulmalı.
Eğer kaide gerçekten küçültüldüyse, anıtın eski görünümüne uygun hale getirilmesi değerlendirilmeli. Çünkü böyle bir anıtın taşınması, yalnızca yerinin değiştirilmesinden ibaret olmamalı. Anıtın tarihî ve görsel bütünlüğü de korunmalı.
Bir diğer sorun da heykelin arkasındaki görüntü.
Atatürk Heykeli’nin arka planında yer alan iş yerlerine ait tabela ve reklam panoları, anıtın önüne geçiyor. Heykel, çevresindeki ticari görüntülerin arasında geri planda kalıyor.
Oysa Atatürk Heykeli’nin bulunduğu yerde bütün heybetiyle görünmesi, her yönden rahatlıkla algılanması gerekir.
Bu mesele yalnızca görüntü kirliliği de değil. Aynı zamanda kent estetiği ve kamusal alanın nasıl düzenlenmesi gerektiğiyle ilgili.
Peki, ne yapılabilir?
Bunun için çok büyük ve pahalı projelere ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum.
Öncelikle heykelin arkasındaki gelişigüzel reklam panoları düzenlenmeli, iş yeri tabelaları ortak ölçülere kavuşturulmalı. Böylece hem esnafın ticari faaliyetleri korunur hem de anıtın çevresindeki görsel karmaşa azaltılır.
İkinci aşamada ise heykelin arka planını sadeleştirecek bir peyzaj ve mimari düzenleme yapılabilir. Anıtın önüne geçmeyecek, aksine onu daha görünür kılacak bir tasarım tercih edilebilir.
Yenişehir’in simgelerinden biri olan Atatürk Heykeli, sıradan bir çevre düzenlemesinin parçası gibi ele alınmamalı.
Kaidesinin yüksekliğiyle ilgili soru işaretleri giderilmeli, arka plandaki görüntü karmaşası ortadan kaldırılmalı. Bütün bunlar yapılırken tarihî değer, kent estetiği ve kamu yararı birlikte düşünülmeli.
Benim önerim açık: Önce kaide meselesi açıklığa kavuşturulsun. Ardından tabela ve reklam düzenlemesi yapılsın. Gerekirse heykelin çevresi için sade ve ekonomik bir proje hazırlansın.
Çünkü mesele yalnızca bir heykelin nereye konulduğu değil, ona nasıl bir değer verildiğidir.
Yenişehir’de Atatürk Heykeli’nin hak ettiği görünümün sağlanması, hem kentimize hem de ortak tarihimize karşı bir sorumluluktur.