Soru Sormak

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geri bıraktırılmış ülkelerdeki eğitim sistemi soru sormaya kapalıdır. Soru sormayı otoriteye yönelik bir tehdit olarak algılar. Bu sistemi içselleştiren, toplumun geleneksel yapısı ve bu yapıyı besleyen aile modelleridir. Bu susturucu ve çağ dışı model, ufak tefek değişikliklere uğrasa da belirleyici olmayı sürdürüyor.

Bizim geleneksel toplum yapımız ve eğitim sistemimiz susmayı öğretiyor. Soru soranlar “Geveze” olarak nitelendiriliyor. Çocukluğumuzda ebeveynlerimizin ve öğretmenlerimizin bizlere en çok söylediği sözler, bugün de söylenebiliyor: “Kapat çeneni! Gevezelik yapma! Sus! Ayıp! Sen kimsin ki bana soru soruyorsun?” İşte bu tür azarlamalar ve küçümsemeler özgüveni hasarlı, içe kapanık, çekingen, pısırık ve risk almaktan korkan gençler yetiştiriyor.

Oysa çocuklarımıza ve gençlerimize kazandırmamız gereken en önemli beceri “Soru sormak” olmalıdır. Soru sormanın temelinde anlama ve araştırma isteği vardır. Yetişkinler bu masum talepleri kendilerine hesap sorma gibi algılarlar ve soruyu yönelten kişiden rahatsız olurlar. Gençleri dinlemezler, sadece öğüt verirler.

İnsanın geleceği bildikleriyle değil merak ettikleriyle şekillenir. Zihinsel tıkanıklık ve bağımlılık, dış koşullardan değil soramadığımız sorulardan kaynaklanır. Soru sormak insanı konfor alanından çıkarır ve tıkanıklığı açar.

Geri bıraktırılmış ülkelerde iktidarı ele geçiren totaliter rejimler, kendilerine soru sorulmasından korkarlar çünkü soru sormak anlamak ve anlatmak talebidir. Baskıcı rejimler bu riski göze alamaz. Düşünmeye, eyleme geçmeye yönelik davranışları sindirmek ister. İşte bu yüzden okullarda felsefe derslerini ya tümüyle kaldırır ya da içeriğini boşaltır. Felsefe disiplinleriyle tanışan gençlerin doğru sorularla kendi yanıtlarını bulmaktan korkar.

Felsefe, soru sorma etkinliğidir. Aklın otomatik pilotunu iptal eder. Çok yönlü ve eleştirel düşünmeyi öğretir. “Neden?” sorusuyla işe başlar ve “Ya öyle değilse?” sorusuyla düşünme ve sorgulama alanını genişletir. Felsefe okuyan kişi, aynı hayatın içinde bambaşka olasılıklar olduğunu görür ve olaylara aynı pencereden bakmayı emreden otoriteyi reddeder. Felsefe aklı zenginleştirir ve keskinleştirir.

Felsefeye ilgi duymayan bireyler, düşünmenin zahmetini ve sorumluluğunu üstlenmezler. Kendisi ile karşılaşmak, kendisine ayna tutmak istemez. Kendisine yabancılaşarak birey olma özelliğini yitirir. Soru soracak gücü kalmayan ve kendisiyle yüzleşemeyen kişi, “Neden ben” gibi bahane bulmaya yönelik yanlış sorularla çözüm kapısını kilitler. Bu aşamada sorulacak olan soru: “Nasıl yapabilirim?” sorusu olmalıdır. Yolları açacak soru budur.

Özellikle gazetecilik alanında kullanılan ve doğru bilgiye ulaşmak için sorulan altı temel soru vardır. “5N1K” şeklinde kısaltılan bu soruların açılımı şöyledir: “Ne? Nasıl? Neden? Nerede? Ne zaman? Kim? Bu soruları sadece gazetecilikte değil hayatımızın her alanında içselleştirebilirsek uykudan uyanmamız ve direnmemiz mümkün olabilir.

Ünlü düşünür Sokrates’in dediği gibi: Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez.”

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Soru Sormak
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.