KAYBEDİLEN BİR SEÇİMİN ÖZETİ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

onr7 Haziran sabahı Milli İrade “koalisyon” yapın dedi; cumhurun yani halkın başı, açıkça milli iradeyi tanımadı, yeniden seçim dedi, seçimin tekrarı dedi, koalisyon olmasın diye akla karayı seçti.

7 Haziran’dan sonra siyasal, sosyal ve ekonomik kaos oluşturuldu. Her yerde bir kaos olduğu halka adeta pompalandı.
Seçimden sadece 3 gün sonra yapılan bir ankette, eğer sonucun böyle olacağını, yani tabiri caizse koalisyon sebebiyle – suni – bir kaos yaratılacağını bilseydiniz yine verdiğiniz partiye oy verir miydiniz diye sorulduğunda ankete katılanların büyük bir çoğunluğu hayır vermezdim diyor. Bu aslında 1 Kasım seçimlerinin sonucunu da ortaya koyuyor. Yani, bizzat Cumhurbaşkanı’nın başlattığı siyasi kaos, seçimden 3 gün sonra dahi kendini göstermeye başlıyor.
CHP başta olmak üzere, kimse 7 Haziran – 1 Kasım arası çizilen senaryoyu çözemedi. Aslında bütün olay da buradan başladı.
Seçim öncesi Diyarbakır bombası ile başlayan ve irili ufaklı sürekli yaratılan her türlü terör faaliyeti, kaos ve çatışma, 7 Haziran sonrası daha büyük terör faaliyetlerine yerine bıraktı.
İşte böyle bir süreçte, halkın kaostan, terörden, ekonomik bunalımdan, ülke geleceğinin belirsizliğinden bıkmış olduğu bir halde gidildi, 1 Kasım seçimlerine.
Öyle bir seçim sonucu oldu ki, kazanan partiye bile sürpriz oldu. Düşünün ki AKP bile %45’ten fazla oy beklemiyordu; ama hayaldi gerçek oldu.
Sanki ülkede her şey iyiymiş gibi, onca olayı çıkaran, ülkeyi karıştıran, her alanda hukuksuzluk yaratan AKP değilmiş gibi bir sonuç çıktı.
Seçimin sonucunu belirleyen en önemli hususlardan biri, AKP’nin, CHP’nin tüm seçim vaatlerini bire bir kopyalaması oldu. Seçmen çok tuttuğu CHP’nin seçim vaatlerini, tabiri caizse nasıl olsa AKP de aynılarını veriyor diye bakarak tercihini kullandı.
Bu arada, CHP nedense benden kopya çekiyorlar diye HAKLI OLARAK yaygara koparmadı ve hatta bunu neredeyse hiç zikretmedi.
Bence bir hata da, Cumhurbaşkanı’nın yetkisini ve haddini aşarak, koalisyon kurma görevini ana muhalefet partisi CHP’ye vermemesi karşısında CHP’nin inanılmaz sessizliğiydi. Aslında CHP için büyük bir fırsat kaçtı, ülke kamuoyu bu olayı bu sebeple ıskaladı, fark etmedi.
Dahası, 32 gün koalisyon görüşmesi yapıldı. Ülke ve CHP 32 gün oyalandı. Ne bu işin sonu yok kardeşim sen bizi ve ülkeyi oyalıyorsun diye daha başta masa devrildi ne de 32 gün bizi oyaladılar diye kamuoyu oluşturuldu. Hatta şu denmeliydi, siz kimsiniz de bizle istikşafi görüşme yapıyorsunuz denmeliydi, denmedi..
Aslında CHP, ülkeyi kuran kadroları içerisinde barındırmış, parti hafızasında ülke yönetimi ile ilgili en zor günlere dair tecrübeler taşıyan bir anlayışla, ülkedeki huzur ve sükunu sağlarsam ben sağlarım parolası ile seçime girebilirdi. Bence 1 Kasım seçimleri, ekonomik vaatlermiş, icraatlarmış, projelermiş hiç önemsenmeyen, varsa yoksa kaosun ortadan kalkması için propagandanın cevap bulacağı bir seçimdi. Bunun da tecrübesi, hafızası CHP’de fazlaca mevcuttu, fakat bu halka hatırlatılmadı.
Kabul etmek gerekir, bu seçimin kazanını herhangi bir parti değil Tayyip Erdoğan’dı. İlmik ilmik ördüğü süreci nihayete erdirdi. 7 Haziran’dan bu yana değnekle korkuttuğu her kesimden bir şekilde oy aldı. Bence 7 Haziran’da HDP’ye can veren iş insanları, baktılar olay kötüye gidecek böyle giderse seçim sürekli tekrarlanacak, ekonomik bunalım yaşanacak, bir anda desteği AKP’ye kırdı.
AKP, 7 Haziran’dan 1 Kasım’a 250’den fazla milletvekili adayını değiştirerek başladı. 35 İl 39 Bölgede 1’er milletvekili, yani en az 39 milletvekili de tüm partiler için sınırdaydı. MHP 7 Haziran akşamından başlayarak, kimsenin anlam veremediği, mantıksız ve açıkça AKP’ye yarayan bir politika güttü. Kamuoyunda sevimsiz, oyunbozan, kaosu körükleyen bir parti gibi davrandı.
Yani bu seçim sonuçlarının sebeplerinden biri de elbette MHP’ydi. AKP, MHP’nin bu durumunu iyi kullandı, koltuk değneği gibi davranan MHP’nin kaybettiği tüm vekilleri aldı.
HDP’ye karşı yapılan anti propaganda ve tüm terörden sorumlu tutulması, AKP ile PKK’nın siyasi olarak HDP’yi sindirmesi ve hatta HDP’nin bu sebeplerle miting dahi yapmaması yine AKP’ye yaradı. HDP, 81 ilin tamamında oylarını düşürdü, onun vekillerini de AKP kaptı. Sonuç ortada.
Aslında, kayıp vekilleri almak değil de, CHP kritik illere daha fazla eğilse, belki oyuncu değişiklikleri yapsa o 39 vekilin bugün CHP’de olması içten bile değildi. Çünkü kimse unutmasın seçim “matematik”ti.
Uzmanlara göre, herhangi bir başarısızlık ya da yenilginin etkisi 15 günde geçmekte. Daha ağır olan ve belki de geçmeyen yenilgileri tahlil edememek, mazeret üretmek, hesap vermemek. Yani biz muhalefet, seçimi doğru tahlil edemezsek yine başarısız oluruz. İyi bir lider ve iyi bir fikir bir partiyi iktidara taşır. Hem de solda da %50’liler görülür kimse merak etmesin. Örneğin CHP en büyük oy artışını son yıllarda 2007 – 2011 arası yaptı. Unutmayalım, lider değişikliği ve yeni fikir bir anda partiye ivme kazandır.
Sonuç olarak, bu seçim aslında 18 vekili alıp Erdoğan ve ailesini kurtarmak için yapılmıştı. 7 Haziran’da olmayan milli iradeyi (!), 1 Kasım’da AKP tekrardan hatırlamıştı. Tıpkı her seçim aynı sistemle kazanıp, 7 Haziran’da böyle seçim sistemi mi olur diyip, 1 Kasım’da yine sistemi övdükleri gibi. Bunların ne dediği belli olmaz yani…
Şimdi hep birlikte takip edelim, bakalım AKP seçim öncesi vaatlerini ne yapacak? Ne kadarını yerine getirecek?
Dolayısıyla mücadele bitmedi, hatta yeniden ve daha güçlü başlıyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
KAYBEDİLEN BİR SEÇİMİN ÖZETİ
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.