Yenişehir Bey Sarayı’nın İzinde(5)

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

2006 yılının Mart ayında Osmanlı’nın doğup geliştiği toprakları yerinde görüp incelemek saha çalışması yapmak için Yenişehir’e gelen Türkiye’nin ve dünyanın özellikle Osmanlı Tarihçiliğinde yetiştirdiği sayılı tarihçilerden birisi olan Tarihçilerin Kutbu kabul edilen Halil İnalcık da Sarayönü denilen mevkide incelemelerde bulunmuştu. Saray Hamamına ait kalıntıları yerinde gören İnalcık sarayın gün yüzüne çıkarılabilmesi için o dönemin yetkilileri ile de görüşmüştü.

Saray kompleksinin olduğu bölgede yıllar boyunca Sarayönü Mevkii olarak anılmıştı. Saray binalarının yıkılmasının ardından arazinin bir bölümüne 1900’lü yıllarda Mahalle Mektebi inşa edildi. Bir başka bölümüne 1920 yılında Gül-zar-ı Meşrutiyet Okulu kuruldu[1]. O dönemlerde mevki Mektep Meydanı olarak anılmaya başlandı. 1938 yılında Belediye Reisi seçilen Mehmet Gökgöz ve ailesinin arazilerinin de bu meydanda olmasına istinaden günümüzde Gökgöz Meydanı olarak anılmaya başlansa da halen birçok kişi tarafından Sarayönü Mevki olarak anılmaktadır.

Saray Hamamı:

Yukarıda birçok kez bahsettiğimiz Saray kompleksine ait olan ve son dönem kadar ayakta kalmayı başarmış olan bina erkekler ve kadınlar bölümü[2] ayrı ayrı olarak çifte hamam mimarisinde yapılmıştır. 

Kare planlıdır. Arazinin kuzey yönünde bulunan ön mekan art arda yerleştirilmiş kare planlı iki bölüm ile doğuda bulunan küçük bir hücreden oluşmaktadır. Tüm kapıları yuvarlak kemerli olan yapıda duvar içlerine saklanmış su borularından kurnalar vasıtasıyla su akıtılmaktadır. Kubbe örtülerin tamamında aydınlatma delikleri mevcuttur. İçte duvarlar ve örtü sistemi sıvalıdır. Duvar sıvalarının dökük kısımlarından tuğla ve moloz taşın sert beyaz renkli bir harç ile örülü olduğu görülmektedir. Örtü sistemi de tuğla ile örülmüştür.[3]

Halil İnalcık Osmanlı’nın izini Yenişehir’de ararken Turgut Yüce ile bir anı fotoğrafı (Kaynak: Turgut Yüce Arşivi)

Sonuç

Yenişehir bizzat Osman Gazi tarafından kurulmuş bir şehirdir. Osman Devleti’nin kuruluş döneminde Bursa’nın alınmasına kadar başkentlik yapmış, taht merkezi olmuştur. XVI. Yüzyılın ilk yarısından sonra eski şatafatlı yıllarını yitirmeye başlayan şehir sonraki yıllarda menzil (askerlerin toplanma yeri) olarak kullanılmış ve önemini yine sürdürmüştür. Sonraki yıllarda Bursa ve İznik gibi birçok medeniyete beşiklik eden tarihi ve tabii güzelliklerin arasında gölgede kalan Yenişehir Osmanlı’nın sıfır noktasını teşkil etmesinden dolayı önemini halen sürdürmektedir.

Günümüzde çalışmamız konusunu teşkil eden saray kompleksine ait herhangi bir binanın toprak üstünde olmaması bunların varlığının bitti anlamını hiçbir zaman taşımaz. Bölgede yapılacak bir arkeolojik çalışma bizleri söz konusu bina temel ve kalıntılarına ulaştıracaktır. Üç kıtada hüküm sürmüş bir cihan imparatorluğunun sıfır noktasını teşkil eden bu saray, tarihçiler arasında kaynak azlığından kara delik olarak da tabir edilen Osmanlıların ilk dönemini aydınlatması açısından da oldukça önem arz etmektedir.

Saray üzerinde yapılacak ciddi akademik çalışmalar “Osmanlı’nın ilk başşehri” tabirini kullandığımız “Osmanlının kurduğu ilk ve tek şehir Yenişehir” içinde tarihsel misyonunun tamamlanabilmesi için gereklidir. 

 


[1] Turgut Yüce, Yenişehir Belleği, Yenişehir İlçesi Merkez ve Köylerini Güzelleştirme Derneği Yayınları, Bursa-2011, s.37, 45.

[2] Hamama ait ayrı bir kadınlar bölümü bulunması bugün mevcut olmayan bu sarayda Harem Dairesinin de bulunduğunu düşünebiliriz.

[3] Daha detaylı bilgi için; Doç. Dr. Yıldız Ötüken, Dr. Aynur Durukan, Yrd. Doç. Dr. Hakkı Acun, SacitPekak, Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler, IV, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, 1986, s.609, 610.

 

 

 

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Yenişehir Bey Sarayı’nın İzinde(5)
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.