İnsana Rahat Batmalı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yurdumun yorgun ve yoksul insanları garanticidir, risk almayı sevmez, girişimcilikten ürker, maceraya atılmak istemez. Onların ideali ve en parlak hedefi devlete kapağı atmaktır.

Mantık şudur: Devlete kapağı attığın zaman rahat edersiz. Düzenli bir gelirin olur. Aybaşı gelince maaşını alırsın. Maaş belki biraz azdır ama hiç olmazsa “Bu ay maaşım yatacak mı yatmayacak mı?” diye düşünmezsin. Devlet işi sağlamdır, güvenlidir. İşinden çıkarılma gibi bir risk neredeyse yok gibidir.

Bu düşünceler doğrultusunda devlete kapağı atan kişi, kendisini naftalinlendirip dinlenmeye bırakır. Amaç, etliye sütlüye karışmadan, suya sabuna dokunmadan en az yirmi beş yıl çalışıp emekli olur. Emekli olunca torunlarına bakar, bağ bahçe işleriyle uğraşır, kahvede okey oynar, gençlere sinirlenir ve ara sıra da “Emekli maaşları çok yetersiz! diye mırıldanır.

Devlete kapağı atanlar arasında, sayıları az da olsa yaptığı işi sevmeyen, rutinden sıkılan, bazı arayışlara girişen kişiler çıkabilir. Bu kişiler, devlet memurluğundan ayrılıp başka bir alanda çalışmak için girişimlerde bulunabilirler.

Kişinin bu kararından haberdar olanlar ve özellikle de ebeveynler paniğe kapılırlar. Yeni bir işe atılmak isteyen kişi kararında direnirse çevresindekilerin paniği daha da şiddetlenir. Söylenmedik söz bırakmazlar. Derler ki: “Buna rahat battı.” “Gül gibi mesleğini bırakıp da ne yapacaksın? “Sen ticaretten ne anlarsın?..”

Kişinin bu arayışına saygı duyulmaz çünkü bu kötü bir maceradır. Herkesin can attığı güvenceli bir işi bırakıp karanlık sulara atlamak sorumsuzluktur, nankörlüktür, akılsızlıktır, başını derde sokmaktır, üzüntüye neden olmaktır, ne istediğini bilmemektir, huzursuzluk yaratmaktır, saçmalamaktır hatta deliliktir.

Özellikle yoksul ailelerin kaygılarını, böyle düşünmelerini hatta böyle hakaretvari sözler söylemelerini bugün de saygıyla karşılıyorum çünkü açlıkla yoksulluk sınırında yaşayan bir kişinin başka arayışlara girerek risk alması sadece kendisini değil çevresindeki insanları da sıkıntıya sokar. Yeni bir iş bulması garanti değildir. İş bulsa ya da ticarete atılsa bile koşulları daha iyi olmayabilir.

Bir de işin başka bir yönü var: İnsanın değişmesi, gelişmesi, yaratıcılığını ortaya koyabilmesi için ona rahat batması gerekir. Rahat batması, kaçınılması gereken bir şey değil ilerleme, büyüme ve iz bırakma isteğidir. Rahat batması, benim yolculuğum bitmedi demektir. Naftalinlenerek bir kenarda tutulan bir eşya gibi olmayı reddetmektir.

İnsan organizması oturmaya uygun değildir. Yaratıcı insanlar var olanla yetinemezler. “Benden, başka ne olabilir?” sorusu onları sürü ruhundan uzaklaştırır. Hayatı ileriye doğru yaşamak isterler. Bunun için araştırmaya ve girişimlerde bulunmaya başlarlar. “Dünyayı değiştiremiyorsam kendimi değiştiririm.” diyerek eyleme geçerler.

İnsana rahat batması iyidir. Evet; risklidir, zordur, her türlü belirsizliği barındırır, sıkıntılı bir maceradır ama gereklidir. Unutmayın! Elektriği, telefonu, uçağı, radyoyu vb. icat edenler ve ömürlerini laboratuvarlarda tüketen bilim insanları kendilerine rahat batan insanlardı. Oksijeni bulan Fransız kimyageri bu icadının bedelini canıyla ödedi. Dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlayan Galileo ölümden döndü.

Rahat batan insanlar olmasaydı bilim olmazdı. Sanat, edebiyat, müzik olmazdı. Değişim, gelişme ve kalkınma olmazdı. Bir şey yapmamak için bahaneler üreten insanlar dünyada iz bırakamazlar. Onlar yaşamadan ölenlerdir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
İnsana Rahat Batmalı
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.