Televizyonu açıyorsunuz. Hangi kanala geçseniz benzer bir tartışma programı…
Ekranda yine aynı isimler.
Dün ekonomiyi anlatan kişi bugün dış politikayı yorumluyor. Ertesi gün sinemadaki kadın temsili üzerine konuşuyor, bir hafta sonra da Nietzsche’nin yaşam felsefesini anlatıyor.
Sanki her konuda uzmanlar.
Aslında uzman değiller; sadece her konuda konuşmaya alışmış insanlar.
Ne yazık ki bu durum sadece televizyon ekranlarıyla sınırlı değil.
*
Sosyal medya, hepimize “her konuda fikir sahibi olma” duygusu verdi.
Birkaç kısa video izliyoruz, iki alıntı görüyoruz, birkaç yorum okuyoruz. Sonra o konuda konuşabilecek kadar bilgi sahibi olduğumuzu sanıyoruz.
Oysa bilgi ile fikir sahibi olmak aynı şey değil.
Bir kitabın önsözünü okuyarak kitabı bitirmiş sayılmıyoruz. Bir düşünürün iki cümlesini paylaşınca da onun düşünce dünyasını öğrenmiş olmuyoruz.
Ama günümüzde görünmek, çoğu zaman öğrenmenin önüne geçti.
*
Bunun elbette sebepleri var.
Hayat hızlı akıyor. Ekonomik kaygılar, iş stresi, bitmeyen koşuşturma derken insanların uzun uzun okuyacak, araştıracak zamanı giderek azalıyor.
Bir düşünürün yıllarca emek vererek ulaştığı fikirler, bugün 15 saniyelik bir videoya sığdırılıyor.
Doğal olarak birçok kişi, kitabın tamamını okumak yerine özetini izlemeyi yeterli görüyor.
Fakat özet, hiçbir zaman asıl metnin yerini tutmuyor.
Çünkü düşünce, birkaç cümleyle değil; sorgulayarak, okuyarak ve üzerinde düşünerek gelişiyor.
*
Yine de karamsar olmak için bir neden yok.
Bazen kısa bir video ya da etkileyici bir alıntı, insanı yeni bir kitabın sayfalarına götürebilir.
Sorun sosyal medya değil.
Sorun, yolculuğu orada bitirmek.
Sosyal medya bir başlangıç olabilir ama asla varılacak son durak olmamalı.
*
Bir de işin kolayına kaçan bir eleştiri var:
“Kimse bir şey bilmiyor ama herkes konuşuyor.”
Bu cümlede doğruluk payı olsa da tek başına açıklayıcı değil.
Çünkü insanlar çoğu zaman bilmedikleri için değil, derinleşmeye fırsat bulamadıkları için yüzeyde kalıyor.
Belki de ihtiyacımız olan şey, daha çok yargılamak değil; daha çok merak etmek.
Çünkü gerçek bilgi, konuşmaya başlamadan önce dinlemeyi; yorum yapmadan önce okumayı gerektiriyor.