İkiyüzlülük yeni bir şey değil.
İnsanın tarihi kadar eski.
Üstelik her zaman kolay fark edilmiyor.
Kimi insan yüzünü değil, yüzlerce maskesini taşır yanında.
Kime denk gelirse ona göre başka bir yüz çıkarır ortaya.
Bir yerde başka konuşur, başka yerde başka.
Bugün doğru dediğine yarın yanlış der.
Dün eleştirdiğini bugün över.
Çünkü onun için doğru, değişmeyen bir ölçü değildir.
Doğru olan, o an işine yarayandır.
*
Ben bütün ikiyüzlüleri tanıyabilir miyim?
Elbette hayır.
Zaten mesele de bütününü bilmek değil.
Gördüğünü görmezden gelmemek.
Tanıdığını tanımamış gibi yapmamak.
Benim itirazım buna.
Bir insanın iki yüzünü gördüğüm halde üçüncü yüzünü beklemem.
Çünkü bilirim:
İkiyüzlülüğü kabullenmek, çok yüzlülüğe alışmaktır.
*
İkiyüzlü insanlardan çok söz ediliyor.
Ben artık yüz saymıyorum.
Çünkü bazılarının iki yüzü yok.
Bir yüzü bile yok.
Kimin karşısındaysa ona dönüşüyor.
Güçlünün yanında güçlü.
Zayıfın yanında merhametli.
Kalabalığın içinde kalabalık.
Yalnızken başka.
*
Dün söylediğiyle bugün söylediği birbirini tutmuyor.
Ama umurunda değil.
Çünkü onun bir fikri yok.
O anki ihtiyacı var.
Bir de menfaati.
*
Benim için insanın en önemli özelliği tutarlılıktır.
Bugün neysen, yarın da ona yakın ol.
Yanlış yaptıysan kabul et.
Fikrini değiştirdiysen söyle.
Ama dün söylediğini bugün hiç söylememiş gibi davranma.
Bir insanın fikrini değiştirmesi ayıp değildir.
Her gün başka birine dönüşmesi düşündürücüdür.
*
Bazıları kendisini saklayarak yaşadığını sanıyor.
Oysa insan kendisini başkalarından değil, en çok kendisinden saklıyor.
Aynaya bakıyor.
Bir yüz görüyor.
Sonra dışarı çıkıyor.
Başka yüzler takıyor.
Bir gün geliyor…
Maskeler birbirine karışıyor.
Kendisi hangisi, bilmiyor.