Açgözlülük, “Bir kişinin sahip olduklarıyla yetinmeyip sürekli daha fazlasını istemesi ve bu istekte sınır tanımaması.” şeklinde tarif ediliyor. Türk Dil Kurumu ise açgözlülüğü: “Doymazlık, gözü doymazlık, harislik ve tamahkarlık.” olarak tanımlamış.
Açgözlülük ihtiyaçtan daha fazlasını elde etmekle ilişkilidir. Daha fazla mal, daha fazla gelir, daha fazla güç, daha fazla ayrıcalık. Açgözlülerde bir şey elde etme takıntısı süreklidir ve zaman içinde kleptomaniye dönüşür.
Açgözlülük, başkalarının zararına olacak şekilde bir kaynağın haksızca ve aşırı miktarda elde edilmesine yönelik egoist bir eylemdir. Kişisel çıkarları için başkalarına maliyet yükler. Onların hayatını karartır.
Açgözlü kişi gerçekten de doymak bilmez. Bu tipler, atasözlerimizde: “Karnı doyar ama gözü doymaz.” şeklinde İfade edilirler. Bunların gözleri karnından büyüktür. Onlar sahip olamadıkları şeyleri kıskanmaktan sahip oluklarının tadını çıkaramazlar. Ellerindeki baklavayı yiyemezler ama başkalarının ekmeğine saldırırlar.
Açgözlüler ellerindekilerle yetinmezler, her zaman daha fazlasını isterler. Mal, mülk, makam, güç gibi şeylere anormal bir istek duyarlar. Asla tatmin olmazlar. İhtiyaçlarından çok daha fazlasına sahip olsalar bile her zaman daha fazlasını elde etmek için her yola başvururlar. Araç olması gerekenler bunların hayatında amaç olur.
Paylaşmaktan nefret ederler. Kendi varlıklarıyla ve kazançlarıyla yetinmezler, başkalarının sahip olduğu şeyleri elde etmek için saldırganlaşırlar. Hırs onların gözlerini, vicdanlarını, merhamet duygularını ahlaki değerlerini yok eder. Bunlar hiç kimseye güvenmezler. Her zaman huzursuzdurlar.
Açgözlüler doyumsuzdur, bencildir, narsisttir, ben merkezlidir, duyarsızdır. Bunlar tatminsiz kişilerdir. Eksiklik duygusu ve aşağılık kompleksinin verdiği dürtü ile saldırganlaşırlar. Sürekli stres altında yaşarlar. Bu durum onları suça yöneltir.
Hırsızlık ve dolandırıcılık yaparlar, başkalarının mallarına çökerler. Kamuya ait değerleri talan ederler. Rüşvet alırlar. Dolandırıcılık yapmak için sahte şirketler kurarlar. Yağmacıdırlar. Güveni kötüye kullanırlar. Bu amaçla toplumun dini ve ahlaki değerlerini istismar ederler.
Ekonomik krizlerin, adaletsizliklerin, eşitsizliklerin, toplumsal kirlenmenin, kaosun, yasa tanımazlığın, baskının, şiddetin, doğa katliamlarının, iklim krizinin hatta savaşların kaynağında açgözlülük yatar.
Açgözlüler yalancı, inkarcı, intikamcı, iftiracı, çirkef, tiksinti verici ve kirleticidirler. Suçüstü yakalandıklarında hemen tehdide başvururlar. Suç ortaklarını kolayca satarlar.
Açgözlülük kişilik bozukluğu olarak kabul edilmektedir. Bunlar zihinsel ve ruhsal yönden sorunlu kişilerdir ve tedavi edilmeleri çok zordur. Kötü bir çocukluk geçiren, temel ihtiyaçlarından mahrum bırakılan, şefkat görmeyen, yeterince sevilmeyen, baskı altında tutulan bu kişilerin gözleri iyiliğe, acıma duygusuna, paylaşmaya ve minnettarlığa kördür.
Açgözlülük geleneklerimizde ve din öğretilerinde kınanır. Açgözlülük Katolik dininde “Yedi ölümcül günah” arasında yer alır. Profesyonel açgözlülerin sıkıştıkları anda dinden imandan bahsetmeleri, günahtan dem vurmaları ne kadar komik öyle değil mi?