Baba Ocağı Değil, Yeni Bir Ev

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Verilen mahkeme kararının ardından CHP’de yaşananları bugün bilmeyen neredeyse yok.

Süreç boyunca alınan kararlar, sadece hukuki değil, siyasi ve vicdani açıdan da uzun yıllar tartışılacak nitelikteydi.

Mahkeme kararıyla göreve gelenlerin, sahip oldukları yetkiyi ve sorumluluğu partiyi toparlamak için değil, seçilmişleri tasfiye etmek için kullanmaları hafızalardan kolay kolay silinmeyecek.

Parti içindeki iradeyi temsil eden isimler birer birer hedef haline getirildi.

Sanki bütün mücadele, seçilmiş olan kim varsa siyaset sahnesinden uzaklaştırmak üzerine kurulmuştu.

Bu nedenle geçen hafta yaşanan gelişme şaşırtıcı değil, kaçınılmazdı. Yeni bir parti kuruldu.

Kimileri bunu bir ayrılık olarak görecektir.

Ben ise uzun süredir kapıları yüzlerine kapanan insanların, son çare olarak yeni bir kapı açması şeklinde değerlendiriyorum.

Çünkü bazen tarih, mevcut yapının içinde kalıp değişimi bekleyenleri değil, yeni bir yol açma cesareti gösterenleri yazar.

Bu yüzden yapılanın doğru olduğuna inanıyorum.

Yeni oluşumun, yalnızca bir tepki hareketi olarak kalmaması gerekiyor.

Benim gibi milyonlarca insanın umudunu bağladığı bu hareket, günü kurtarmak için değil, geleceği inşa etmek için yola çıkmalıdır.

Siyasette kalıcılık, geçmişe dönme hayaliyle değil, geleceğe dair güçlü bir hikâye kurabilmekle mümkündür.

Tam da bu nedenle daha şimdiden dillendirilmeye başlanan “Bir gün gelecek, baba ocağımızı geri alacağız.” söylemini doğru bulmuyorum.

Yıllardır iktidar olamayan, hatta birçok dönemde iktidar olmayı gerçekten isteyip istemediği bile tartışılan bir yapının artık değiştirilemeyeceği ortaya çıkmıştır.

Sorun kişiler değil, anlayıştır. “Azıcık aşım, ağrısız başım” diyerek risk almayan, toplumsal muhalefetin enerjisini yıllarca tüketen siyaset anlayışının kendiliğinden dönüşmesini beklemek gerçekçi değildir.

Artık geriye dönüp aynı tartışmaları sürdürmenin kimseye faydası yok.

Yapılması gereken, geçmişin yükünü omuzlarda taşımak değil; yeni kurulan yapıyı güçlendirmek, büyütmek ve toplumun gerçek alternatifi haline getirmektir.

Bir sözüm de CHP Yenişehir’de göreve talip olacaklara…

Bugün yaşananlar ortadayken, bu görevi üstlenmeyi düşünen herkesin vicdanıyla baş başa kalması gerekir.

Seçilmişlerin yerine atanmışların tercih edildiği bir düzende görev kabul etmek, sadece bir makamı değil, o sürecin bütün sorumluluğunu da üstlenmek anlamına gelir.

Ben, Yenişehir’deki üyelerin bu tabloyu görmezden geleceğine inanmak istemiyorum. Umarım yanılmam.

Madem ki Yenişehir’de kimin görev yapacağına Yenişehir’deki üyeler değil de atanmış il yönetimi karar verecek, o halde Yenişehir’i yönetecek isimleri de dışarıdan getirsinler.

Bunun daha dürüst bir yaklaşım olacağını düşünüyorum.

Şunu da açıkça ifade edeyim: Bunca yaşanandan sonra hâlâ bu görevi kabul edecek olanlarla siyasi bir ortak zeminde asla buluşmayacağım

Bir başka dikkat çekici durum daha var.

Düne kadar CHP ile hiçbir bağı olmayan bazı isimlerin bugün adeta partinin sözcüsü gibi konuşmaya başlaması oldukça ilginç. Kendilerini ilgilendirmeyen bir konuda büyük bir iştahla fikir beyan ediyorlar. Sanırım asıl beklentileri, bir gün kendilerine görev teklif edilmesi.

Hiç beklemesinler.

Madem CHP’ye bu kadar yakın hissediyorlar, davet beklemek yerine gidip kapısını çalsınlar. Bugünkü anlayışın onları geri çevireceğini de doğrusu pek sanmıyorum.

Çünkü bazen insanlar söyledikleriyle değil, durdukları yerle kim olduklarını gösterirler. Ve siyaset, en çok da böyle zamanlarda gerçek yüzleri ortaya çıkarır.

 

 

 

 

 

 

1
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Baba Ocağı Değil, Yeni Bir Ev
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.