Hiç Yabancı Gelmedi…

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğunun ortaya çıkmasından sonra 2 bakan istifa etti. Daha operasyonun yapıldığı dakikalarda Başbakanın takdirine bırakılmadan gelmesi gereken istifalar AKP’yi kurtaramayacak.

 

Oğlu tutuklanmadı diye istifa etmeyen Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile şimdilik yırtan Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın, Fatih Belediye Başkanının istifa etmemiş olması da ancak Türkiye’de görülebilen keyfi yönetimin sonuçlarından birisi olsa gerek.

 

İstifaların gecikmiş olmasının en belirgin örneği oğlu tutuklanan İçişleri Bakanının soruşturmayı yürüten emniyetin en üst kadrolarına operasyon başladıktan sonra müdahale ederek neredeyse tamamını değiştirmesi, yani sürece etki etmeye devam etmesidir. Görevden alınan kadroların cemaat bağlantılı olduğu gerekçesi de artık inandırıcılığını yitirmiştir.

 

Birkaçı dışında bu kadroların cemaat bağlantısı olduğunu Mısır’daki Sağır Sultan bile biliyordu. Bu kadroların 2006 yılındaki Danıştay cinayeti tertibinden beri yaptıkları eylemleri duymazdan gelmeyi bırakın, poliste ve adliyede daha çok kök salması için elinden geleni yapan ve emniyeti cemaate teslim edenlerin şimdi yakınma hakları yoktur.

 

Hrant Dink, Rahip Santoro, Malatya Zirve Yayınevi cinayetlerinde bu kadroların tertipleri yargı aşamasında belge ve tanık ifadeleri ile ortaya çıkmışken kulaklarını tıkayanlar, şimdi tertiplerden söz ediyor.

 

Hele bir yakınma var ki yürekleri sızlatıyor. Müstafi İçişleri Bakanı, tutuklanan oğlunun basına düşen telefon görüşmeleri için “tapelere eklemeler yapılmış” diyebiliyor.

 

Bu yakınma bize hiç yabancı gelmedi.

 

Biz bu yakınmayı son 6 yıl boyunca çok duyduk. İstifa eden Bakan da duydu. Ama kulaklarını tıkadı. “Ergenekon”, “Balyoz” gibi davalarda yargılanıp mahkum edilenlerin telefon görüşmelerinin nasıl tahrif edildiğini, yanlış çözümler yapıldığını, isim benzerliklerinin bile dikkate alınmadığını, en özel telefon görüşmelerinin dava ile hiç ilgisi olmadığı halde teşhir edildiğini gördük.

 

Ama bir tanesi var ki hiç belleklerden çıkmayacak. Kara Harp Okulunu derece ile bitiren Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna “sehven” Hizbu Tahrir üyesi kişilerin telefon numaralarının yüklenmesi…

 

Dağda terörist kovalarken gelip teslim olan, terörist suçlaması ile yargılanıp mahkum olan, tahliyesinden sonra tekrar dağlarda terörist kovalayan, mahkumiyetinin açıklanmasından sonra tekrar dağdan gelip teslim olan genç teğmenin telefonuna hiç tanımadığı 150 kişinin telefon numarası emniyette “sehven” yüklendi. Teğmen Çelebi’nin “büyük suçu” bilgisi dışında telefonuna yüklenen bu kişilerin telefon numaralarının rehberinde kayıtlı olması idi.

 

İşin tuhafı bu kişiler yargılanmıyorlardı bile. Hatta bu kişilerle bağlantılı olup cezaevinde yatan bazı kişiler salıverilerek Suriye’ye savaşmaya bile gönderilmişti. Ama Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin suçu büyüktü. Ne evinde para kasaları, ne para sayma makineleri bulunmuştu. Ama o Atatürkçüydü. Bu devirde bundan daha büyük ne  suç olabilirdi ki…!

 

Teğmen Çelebi emniyette telefonuna “sehven” bu numaraları yükleyenler hakkında suç duyurusunda bulundu. Dosya el yakıyordu. Defalarca savcı değişti. En sonunda yargılama yapıldı ve “sehven” suç üreten polis beraat etti. Ama bu arada Teğmen Çelebi mahkum olmuş ve cezasını tamamlamak üzere tekrar cezaevini boylamıştı.

 

Bütün bunlar olurken Muammer Güler hep sorumlu mevkilerde idi. Bugün Muammer Güler için mazeret üreten basındaki kalemler de aynı yerlerde Teğmen Çelebi ve arkadaşlarının feryadını duymak şöyle dursun onlara azgınca saldırıyorlardı.

 

Demek emniyette telefon dinlemelerinde ilaveler olabileceği bir olasılık imiş. İddiasına göre şimdi müstafi Bakan’ın oğlunun başına gelmiş.

 

Şunu da ekleyelim. Bakan ailesinin avukatının iddiasına göre tutuklu Bakan oğlu kamu görevlisi değilmiş. O nedenle olay rüşvet suçuna girmezmiş. Doğru. İlk günden beri yazıyoruz. Rüşveti verenler enayi değil. Parayı işlerini gördürmek için veriyorlar. İşleri her seferinde görülüyor ki rüşvet çarkı dönmeye devam ediyor. Bu savunma bir suç ikrarıdır. Rüşveti oğlu almadı ise kim aldı?

 

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Hiç Yabancı Gelmedi…

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.