Rüşvet

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Osmanlı şairi Fuzuli 1500’lü yılların ortalarına doğru padişaha yazdığı ünlü “Şikâyetname” sinde kendisine sahip çıkılmamasından yakınıyor ve şöyle diyordu:
“ Selam verdim rüşvet değildir diye almadılar.”
Şimdi 2023 yılındayız. Cumhuriyetin 100. Yılını kutlayacağız. Ne dersiniz, rüşvet geleneği hala sürmüyor mu? Sürüyor. Üstelik daha acımasız, daha karmaşık, daha örgütlü şekilde sürüyor. “Ver rüşvetini seni ihya edeyim!” zihniyeti hiç değişmiyor.
Osmanlı döneminde tüm topraklar padişaha aitti. Padişah dilediği kişilere dilediği kadar arazi verebilirdi. 2023 yılında topraklarımızın neredeyse yarısı hazineye aittir.
1950’li yıllardan beri ülkemizi yönetmeye çalışan sağcı iktidarlar hazine arazilerini diledikleri kişilere tahsis etme olanağına sahiptir. Devlet bankaları da siyasal iradenin emrindedir. Sağcı iktidarlar bu olanakları, yakınları ve yandaşları için cömertçe kullanıyorlar.
Osmanlı Tarihi, artı ve eksileriyle objektif olarak yazılabilseydi, hazineden geçinen liyakatsizlerin tek servet kaynağının rüşvet olduğu anlaşılırdı. Sağcı iktidarlar, bu tarihsel rüşvet geleneğini sürdürebilmek için Osmanlı Tarihi’ni tabulaştırarak okutmayı tercih ettiler.
Osmanlı’da her sekiz yılda bir başbakan (sadrazam) idam edilmiştir. İdamların büyük orandaki nedeni başbakanların rüşvet almakta aşırıya kaçmalarıydı. Osmanlı Padişahları rüşvete karşı değildi, başbakanların aşırı ölçüde zengin olmasından korktukları için onları idam ettirir ve servetlerine el koyarlardı.
Kanuni Sultan Süleyman’ın ve Hürrem Sultanın aynı zamanda damadı olan Sadrazam Rüstem Paşa’nın şu servet dökümüne bir bakın:
1700 köle, 2900 savaş atı, 1106 deve, 700 bin altın, 5000 dikilmiş kaftan, 600 gümüş eyer, 500 altın eyer, 1500 gümüş at başlığı ve 130 çift altın üzengi…
Bu rüşvet düzeninin devam edebilmesi için Hürrem Sultan ve Damadı Rüstem Paşa, Kanuni’ye oğlu Mustafa’yı boğdurttular. Mustafa’dan yana tavır takınan Sadrazam İbrahim Paşa’yı da boğdurttular.
Cumhuriyet döneminde, tarihsel rüşvet geleneğinin hangi boyutlara ulaştığını ne yazık ki tam olarak bilmiyoruz. Bildiklerimiz çok ürkütücü ve utanç verici.
Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde birçok alanda devrimler yapıldı ama derinliğine bakıldığında Osmanlı düzeninin temel yapısı değiştirilemedi. Siyasal iktidarı ele geçirenler, devlet eliyle kişi zengin etme politikalarını sürdürdüler.
1998 yılında, Cumhuriyet’in 75. Yılı kutlanırken dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz şöyle bir söz söylemişti: “Cumhuriyet, bir “Mafya Cumhuriyet’ine dönüşmüştür.”
2023 yılında Cumhuriyet’in 100. Yılını kutlarken hangi durumda olduğumuzu anlatacak gücüm yok. Cesaretim de yok.
Yazımı bir fıkra ile tamamlayayım:
 İncili Çavuş balıkçıya gitmiş; başlamış balıkların kuyruklarını koklamaya.
 Balıkçı:  
-Ne yapıyorsun yahu! Demiş. Balık dediğin baştan kokar.
İncili Çavuş:
 – Bunların başları koktuğu belli. Koku kuyruklarına kadar gelmiş mi diye bakıyorum.  
0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Rüşvet
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.