Yenişehirli Nalbantlar(2)

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

tyc

İbrahim Akhun’u altmışlı yıllardan tanırım. Çok sakin ve güleç yüzlü bir insandı. Oğlu Muhlis Abi de aynı babası gibiydi. Birlikte nalbantlık yaparlardı. Ağabeyimiz Ferit Özer’in de Mescit Sokakta bakkal dükkânı vardı. Dükkân komşuları Nalbant İbrahim Akhun, Demirci Ali Çomçom ve Kalaycı Ali Özbeyaz’dı. Ferit Özer’in işyerine ne zaman gitsek, dükkân komşularını da mutlaka görür hal hatır sorardık. Gerçekten çok değerli ve sevimli insanlardı. Sonraları İbrahim Amca ile Ali Çomçom’un işyerleri yıkılıp, o yere Çomçom Oteli yapıldı. İbrahim Amca, Ali Can Caddesine geçerek nalbantlığı burada sürdürürken, Ali Çomçom da Sanayi Çarşısındaki kendi işyerine taşınmıştı.

1

Nalbant Rıza Çavuş (1882-1962), Yusan İş Merkezinin sahiplerinden Yakup ve Hüseyin Öznalbant’ın babaları, İbrahim Öznalbant ile Ali Öznalbat’ın da dedeleridir. Çınarlı camiinin batısındaki işyerinde bu mesleği yapmış. İyi de bir nalbant ustasıymış. O nedenle soyadını da Öznalbant almış. Yusan İş Merkezi inşa edilmezden önce burada Nalbant Rıza Çavuş’un hanı vardı. Bu handa Yenişehirli kabadayılardan Batakçı Mehmet’in konakladığını, atını da Rıza Çavuş’un nalladığını babam Dede Selim’den duyardım.

Şerif Ağaların Mustafa Kalender (1883-1957) Kumaşların Ethem Özeç’in kayınpederidir. Bununla ilgili anıları torunu Hamdi Turgut Özeç’ten dinlediğimde: “Büyük dedem Şerif Ağa, Bulgaristan’daki bütün mallarını satarak ailesiyle birlikte Yenişehir’e göç ediyor. Daha sonra dedemlerdeki paraları keşfeden eşkiyalar onları nasılsa soyuyorlar. Parasız kalınca tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlar. Mevsimi geldiğinde ipek bö- ceği de bakıyorlar. Hayatlarını böyle devam ettiriyorlar. Mustafa dedem İstiklal Savaşı Gazisidir. Askerliğini sü- vari olarak Batı Cephesinde yapıyor. Büyük Taarruz da ayağından yaralanıyor. Yaralı olarak Eskişehir’deki hastaneye yatırılıyor. Kurtuluş Savaşı bittikten sonra Yeni- şehir’e dönmeyince, onun şehit olduğunu sanıyorlar. Bir gün Eskişehir Askerlik Şubesinden mektup geliyor. Hayatta olduğu sağlığının da her geçen düzeldiği haberi geliyor. Yenişehir’e geldiğinde askerde öğrendiği mesleği olan nalbantlığı Yeni Mahalle Osmanağa Soka- ğındaki evlerinin altında yapmaya başlıyor. Yaz mevsimi geldiğinde anneannem, annem ve teyzem dördü birlikte köylere giderek hak karşılığı hayvan nallıyor. Dedem; Nalbant İzzet Özer ile Hamdi Nalçakan’ı da yanında yetiştiriyor. Bu mesleği bıraktıktan sonra Çarşı Hamamını işletmeye başlıyor. 1957’de vefat edince, dayım Mehmet Kalender hamamı biraz idare ettikten sonra o da İstanbul’a giderek oraya yerleşiyor.” Diyordu.

Ali Ağaların Ali Tokgöz ile Emin Tokgöz’ün nalbant olduklarını, bu mesleği Ulucami’nin güneyinde, Eski İtfaiye binasının yanındaki evlerinin altında yaptıklarını Emin Tokgöz’ün damadı Muzaffer Demirci’den (1923) duymuştum. Aşiretlerin Osman Oğuz’un (1899-1959) ortanca oğlu Park Otelinde sahibi Ergin Oğuz, nalbant olan babasının anılarına şöyle başlıyor; “Babam askerlik görevini süvari olarak yaptığı için nalbantlığı da askerde öğreniyor. Terhis olduktan sonra Hıdırbali Mahallesi, Cumhuriyet Caddesindeki 16 No.lu evimizin altındaki işyerinde nalbantlığa başlıyor. Yanında Köprühisarlı İsmail, Bacıların Kadir ve Yolörenli Hüseyin Altun yetişiyor. Hatta Hüseyin Altun ömrünün sonuna kadar Yolören Köyünde bu mesleği sürdürü- yordu. Bir ara Ali Haydar Sokakta Nalbant İzzet Özer ile ortaklaşa çalışıyorlar. Babam İstiklal Savaşı Gazilerindendi. Afyon Cephesinde Yunanlılar ile kıyasıya savaştıklarını ve sonunda da düşmanı bozguna çevirdiklerini anlatırdı. Babam bu mesleği 1952 yılına kadar sürdürmüştü. Hastalandığı zaman o yıllarda nalbantlığı da bıraktı.” Diyor.

Nalbant Mehmet Güler’in de Ulucami Mahallesi Gökgöz Sokak’taki işyerini hatırlıyorum. Küçük oğlu Osman Güler Tahirağa İlkokulundan arkadaşımdı. İki de ağabeyi vardı. Çok iyi insanlardı. Yanında Sabri Sığın’ın yetiştiğini oğlu Üzeyir Sığın’dan bu araştırmalarım sırasında öğrendim.

2

Şükrü Cesur: (1900-1997) Ulucami Mahallesi Çeşme Sokaktaki evlerinin yanında nalbantlık yapardı. Büyük torunu Adnan Cesur, dedesiyle geçirdiği o yılları özlemle anlatırken: “Dedem Kurtuluş Savaşı Gazilerinden Namı Diğer Baytar Şükrü Cesur’dur. Onun savaş hatıralarını her daim dinler çokta keyif alırdık. Fahrettin Altay Paşa’nın Kolordusuna bağlı 5’nci Süvari Birliğinde görevli iken 9 Eylül 1922 Sabahı İzmir’in kurtuluşunda Yunanlıları denize döken, Hükümet Konağı ile Kadife Kaleye Türk Bayrağını direğe çeken birlikte yer aldığını, o günleri yaşarcasına anlatırdı. Hatta bir gün ilkokulda iken, öğretmenimiz Fuat Cingil, dedemi sınıfa davet ederek, tarih dersinde İzmir’in kurtuluşuyla ilgili anılarını sınıfça dinlediğimizde, düşmanın Türk Halkına yaptığı zulümleri, çekilen yoksulluk ve eziyetleri anlatırken o günleri yaşarcasına göz yaşlarına hakim olamıyordu. Sonra diğer öğretmenler de davet edip öğrencilerine dedemin hatıralarını dinletmişlerdi. Dedem süvari birliğinde eğitim gördüğü için nalbantlık mesleğini de burada öğrenmiş. Altmışlı yılların sonuna kadar nalbantlıkla uğraştı.

4

Babam Halil Cesur (1928-1989) ve küçük amcam Mustafa Cesur (1937-2007) dedem gibi nalbantlık yaparken, her çeşit nal ve mıhta imal etmişlerdi. Daha sonra bu mesleğe itibar kalmayınca babam ile küçük amcam demircilik yapmışlardı. Bizde onların yanında demirci olarak yetiştik. Hâlâ da kardeşlerim Cemal ve Mehmet üçümüz birlikte sanayi çarşısındaki bu işyerlerimizdeki körük ve örsten kopamıyor baba mesleğimizi de sürdürüyoruz. İsmail Amcam (1930-2007) bu meslekle ilgilenmedi. At arabasıyla nakliye işleri yaptı.” Diyordu.

3

Şükrü Amca’nın küçük oğlu Mustafa Cesur çok farklı bir insandı. Hem özel hem de güzel ruhlu olup sessiz biriydi. Çoğu cenazelerde onu görürdüm. Cenaze namazı kılındıktan sonra salın altına giren ilk kişi çoğu kez o olur, cenaze defnedildikten sonra da kabre en fazla toprak atanda Mustafa Ağabeydi. Bu durumu yeğeni Adnan Cesur’a ilettiğimde, söylediklerimi başkalarından da duyduğunu söylemişti. Yenişehir de olmadığım bir gün, O’nun cenazesinde bulunamamanın sızısı hâlâ içimdedir. Rahmetlinin vefat ettiği gün Yenişehir’de 7 tane cenaze olduğunu, en kalabalık cemaatinde amcası Mustafa Cesur’un cenazesinde bulunduğunu, yeğeni Adnan Cesur’dan duymuştum. Devam Edecek

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Yenişehirli Nalbantlar(2)
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.