Kördüğümlerinizden Kurtulun

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu haftaki yazıma “Gordion Düğümü” diye bilinen çok meşhur bir efsaneyi hatırlatarak başlamak istiyorum. Sonra bu efsaneden yola çıkarak insan ilişkilerinde yüklendiğimiz kördüğümlerden söz etmek niyetindeyim.

   Efsane şudur: Frigya’daki bir tapınağa, yüzlerce ipin sarılmasıyla kördüğüm haline getirilen bir urgan asılır. Urganın altında şöyle bir ifade yer almaktadır: “Bu kördüğümü çözen Asya’nın fatihi olacaktır.”

Frigya halkı kan ter içinde tırnaklarını kanatarak ve büyük bir sabırla bu düğümü çözmeye çalışır. Bu durum, oradan geçmekte olan Büyük İskender’in dikkatini çeker. Düğümü çözmeye çalışan insanları kısa bir süre izledikten sonra atından iner, kılıcını çeker ve tek hamleyle kördüğümü ortadan ikiye ayırır.

İnsan ilişkilerindeki açmazlar ve tıkanıklıklar da tam olarak bu kördüğüme benzer. Bizler çoğu zaman başkalarına ait olan o karmaşık düğümleri çözmeye çalışırken kendi hayatımızı ıskalarız.

Özel hayatımıza şöyle dürüstçe bir bakalım. Pek çoğumuz sevdiklerimizin dertlerini kendi derdimiz gibi üstlenmeye ne kadar da hazırız.  Birilerinin dertlerini kendi üzerimize almamız ya da Marko Paşalığa soyunmamız yıpratıcı bir yanılgı. Bunu ne zaman öğreneceğiz?

Karşımızda duran kişinin sessizliğinden bile düğümler yaratıp kendi kendimizi yiyip bitirmenin ne anlamı var? Tam da bu noktada İskender’in kılıcını devreye sokup düğüm çözmeyle uğraşmaktan kurtulamaz mıyız? Karşımızda duran kişinin kendi sorununu çözmesini beklememiz daha doğru değil mi?

İlişkilerimizde durmamız gereken mesafeyi korumak isteyişimiz; “Herkes başının çaresine baksın.” kibrine kapılmak değildir. Durum tam tersidir. Sağlam dostluklar, ancak bu ayrımı yapabilirsek kurulabilir.

Dostumuz kendi düğümünü çözerken onun yanına gelip onunla dayanışma içinde olmak elbette beklenen ve arzu edilen bir şeydir ama biz öyle yapmıyoruz; ipleri onun elinden alıp o düğümü onun adına çözmeye çalışıyoruz. İşte yanlış olan bu. Biz bağ kurayım yardımcı olayım derken kördüğüm oluyoruz.

Sorunun çözümüne yardımcı olmakla sorunu sırtlanmak arasındaki ayrımı yapamıyoruz. Bu yöntem hatalı ve işe yaramıyor. O kişi daha sonra da düğüm atmaya devam ediyor. Yapılacak iş, karşımızdakini kırmadan sürecin tıkandığını belirtmek ve işinin başına dönmektir.

Bize hayatımız boyunca hep düğüm kesmek değil düğüm çözmek öğretildi. Belki de bu yüzden bazı düğümlerin çözülmektense kesilmesi gerektiğini fark edemiyoruz. Fark etsek bile durumu değiştiremiyoruz. Sevilmeme cesaretini gösteremiyoruz.

İskender o düğümü herkesi memnun edecek şekilde çözmeye çalışsaydı tarih onu Asya fatihi olarak değil kan ter içinde düğüm çözmeye çalışan sabırlı ama sıradan bir insan olarak yazacaktı.

Kimsenin duygusal ebeveyni ya da iflas etmiş bir sürecin sabırlı arabulucusu olmak zorunda değiliz. Yapmamız gereken iş duruşumuzu ve sınırlarımızı netleştirmektir. Bir düğümü cesaretle kesip atmak o boğucu yükten kurtulmanın en dürüst yoludur.

İnsanın en büyük yorgunluğu kendi yüklerinden değil başkalarının yüklerinden kaynaklanır. İskender kılıcını çıkarıp o düğümü iki parçaya ayırmasaydı insanlar o düğümle oyalanmaya devam edecek ve bir çıkış yolu bulamayacaklardı.

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Kördüğümlerinizden Kurtulun
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.