CKD: Artık Bir Kişi Bile Eksilmek İstemiyoruz

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhuriyet Kadınları Derneği Yenişehir Şubesi Başkanı Serpil KayarKadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yayınladı.

   Serpil Kayar imzalı açıklamada şu görüşlere yer verildi: ‘25 Kasım tüm dünyada Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günüolarak anılmaktadırBu gün; kadınları, kadın haklarını yok sayan sistemlere; ayrımcılığa, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, aile içi şiddete, ataerkil toplumsal şiddete, savaşa ve karşı bir eylem günüdür.

Ülkemizde kadına şiddet önlenemediği gibi halen artarak devam etmektedir.

Bizler her gün yüreklerimizi dağlayan cinayet haberlerini, bazen bir annenin yavrularının gözü önünde hayattan koparılışını, bazen genç pırıl pırıl bir kızımızın sırf kendisine yapılan arkadaşlık teklifini kabul etmediği için hunharca öldürülmesini izliyoruz. Yakın bir örnek Konya'da, Tuba Erkol (37), geçtiğimiz haftalarda hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi Bekir Erkol (40) tarafından 20 yerinden bıçaklanarak öldürüldü

Yetkili kurumlar açıklamalar yapıyor ve kadınların "ölmek istemiyorum" haykırışları kulaklarımızda çığlık, vicdanlarımızda yaralar açarak yeni bir habere yer açmak için gerilere itiliyor

Artık şiddet her yerde, aile içinde veya sokakta, otobüste, okulda, yuvada her geçen gün daha da artırıyor. Önlem alınamıyor. Mağdur korunamıyor. Kadınlarımız, haklarını kullanmak adına mahkemelere gittiğinde, yolda öldürülmeye başlandı. Önce evin içinde meydana gelen şiddet, şimdi sokağa, caddeye taşmaya başladı".

 Bir insan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddet önlenemiyor.

, “Bir stadyum dolusu kadın bu ülkede son 11 yılda öldürüldü.

2019 yılında ülkemizde aile içi şiddet sonucu öldürülen kadın sayısı 377.

Bizler artık bu kıyımın son bulmasını istiyoruz.

Şiddetin her türü, kadının fiziksel, ruhsal, sosyal, cinsel ve ekonomik açıdan zarar görmesine, acı çekmesine, onurunun zedelenmesine, özgüvenini yitirmesine ve kadınlara karşı ayrımcılığın sürmesine yol açıyor.
Aile içi şiddete maruz kalmasa bile, şiddete tanık olan çocukların, şiddet uygulamaya eğilimli olduğu, okulda, sokakta ve yetişkin olduğunda kendi ailesinde şiddet uyguladığı görülmekte, şiddet sarmalı bir kısır döngü halinde devam etmektedir.
Kadınların özellikle karar alma süreçlerinde yeterince yer alamaması, ekonomik bağımsızlıklarının olmaması, kadınları şiddete karşı zayıf ve korumasız konuma düşürüyor ve çoğu kez şiddete katlanmaya yol açıyor.
Kadına yönelik şiddeti önlemenin yolu toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gidermektir. Bunun için eğitim, kadın hakları ve kadınların ekonomik özerkliği başta olmak üzere pek çok alanda mücadele verilmelidir. İlk yapılması gerekende, yasaların bir suç olan şiddeti önleyecek şekilde uygulanmasıdır. Şiddet uygulayanlar, ataerkil sistemi benimseyenlerce savunulup korundukça, şiddet normalleştirilmiş ve failler ödüllendirilmiş olur. Yasalar gereğince uygulanmadıkça, adil yargılamalar olmadıkça, haksız tahrik indirimleri ve aflar oldukça şiddetin önüne geçilemez.

"İstanbul Sözleşmesi ve kadınların şifresi olan 6284 sayılı Koruma Kanunu etkin bir şekilde uygulansaydı, yüzlerce kadın hala hayatta olabilirdi."

Yasayı uygula, kadını yaşat!

"Kadınların yaşaması için önleyici ve koruyucu tedbirler hayata geçirmek, kadınları güçlendirici politikalar geliştirmek, her alanda eşitliği sağlamak şarttır."

"Yasaların uygulanmadığı her gün erkekler bundan güç alıyor. Kadınların hayatlarına dair karar verme hakkını kendilerinde görüyor. Erkek egemenliğine cesaret veren bu koşullar topyekûn ortadan kaldırılmalıdır."

 6284 sayılı aı̇lenı̇n korunması ve kadına karşı şı̇ddetı̇n önlenmesı̇ne dair kanun herkesçe bilinmesi gereken hayati öneme sahip bir kanun. Bazı çevrelerce aile dirliğini bozduğu iddiaları ve itirazların olmasına rağmen tamamıyla aile güvenliğini koruyan maddeleri var. Yeter ki toplum şiddet gören kadına arka çıksın. Yeter ki başvurduğu karakolda “Kocandır, sever de döver de evine git yuvanı kurtar,” denmesin. Yeter ki katil eş mahkemeye çıktığında “Hoş geldiniz, geçmiş olsun,” diye mahkeme hakimi tarafından karşılanmasın.

Gerek tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde gerekse iç hukuk mevzuatımızda önleyici yasal hükümler hemen hemen yeterli olmasına rağmen sorunun artarak büyümesinde sebep, farklı alandaki yasal uygulamaların sonucunun kadına şiddetin artmasına sebep olması yine yasalarla eylem ve söylemlerin farklılığı birbiri ile çelişmesidir.

Kararlı bir devlet politikası uygulanmadıkça, şiddetle mücadele için yasa çıkarmak, uluslararası sözleşmeleri onaylamak yeterli olmuyor.
Uluslararası Sözleşmelerden De Kaynaklanan Yükümlülüklerle; Şiddeti önlemeye yönelik özde ve sözde bir politika izlenmelidir. Kadınlara şiddetin önlenmesine yönelik yükümlülüklerden kaçınmak için hiçbir âdet, gelenek veya dinsel düşünce ileri sürülmemelidir

Kadınlar olarak ;  
      Kadına yönelik şiddet en ağır insan hakkı ihlalidir. Kadın Cinayetlerini Önleyin, haksız tahrik ve  iyi hal indirimi gibi maddeleri asla uygulamayın ve bu cinayetleri af kapsamına almayın, diyor ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği sağlanana, cinayetler sona erene ve şiddet bitene kadar mücadeleye devam edeceğiz  diyoruz’

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
CKD: Artık Bir Kişi Bile Eksilmek İstemiyoruz
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.