‘Değişmeyen tek şey değişimdir’ cümlesini hepimiz biliriz. İlk kimin söylediğini bilmesek de. İçi boş değildir bu cümlenin.
Dünyanın varlığı, değişimin sürekliliği sayesinde mümkündür.
Dünya değişimin devamlılığına bağlıyken, her şey her an değişirken insanın değişmemesi mümkün mü peki?
Bazı insanlar değişime karşı oldukları gibi, kendilerinin de asla değişmediklerini iddia ediyorlar.
Hatta diğerlerini değiştikleri için suçlayıcı bir dille eleştiriyorlar.
Peki değişmemek gerçekten mümkün mü? Ya da burada bahsedilen değişim aslında adaptasyon becerisi ile ilgili olabilir mi?
İnsan doğası, her an değişen koşullara uyum sağlamadan(yani değişemeden) hayatta kalamaz maalesef. Bu hayatın olağan akışına aykırı.
Bu durumda, değişmediğini iddia eden insan, doğasına karşı geldiğini itiraf ya da iddia etmez mi aslında?
Peki değişime direniyorken, hayata da direniyor olmaz mı?
Öyleyse eğer, hayata direnmek katılaşmayı beraberinde getirmez mi? Katılaşan bir varlık eninde sonunda kırılmaya mecbur değil midir?
Oysa esneklik her zaman hayatı kolaylaştırmaz mı?
Esneklik aslında değişmek değil adaptasyondur bence. Değişen koşullara uyum sağlamakla ilgilidir.
Koşullara uyum sağlamak ise kendine ihanet değil tam tersi kendini öncelemeyi yani kendini sevmeyi gerektirir.
Yani aslında zor olan değişime direnmek değil, değişime uyum sağlayabilecek esnekliğe sahip olmaktır.
Çünkü esneklik özgüven gerektirir. Kişi kendiyle barışık olduğunda, uyum sağlamanın hayatı kolaylaştırdığını bilir.
Değişimden hoşlanmamak, korkudur aslında. Bildiğin kötüde olsa bildiğinden uzaklaşmak, belirsizliğe adım atmaktır çünkü.
Belirsizlik zihnin korkulu rüyasıdır. Kendiyle ilişkisinde problem yaşayan kişiler de, bu korkuya eşlik etmekten başka bir yol olabileceğini düşünmezler bile.