Marka şehirler dediler, skandal şehirler yarattılar

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Farklı sebeplerle bulunduğum çok şehir oldu ama şu ana kadar yaşadığım iki şehir var. Biri doğduğum, büyüdüğüm, çok şey borçlu olduğum, memleketim Yenişehir. Diğeri ise, üniversite okuduğum, meslek sahibi olduğum, yuva kurduğum, paramı kazandığım, hali hazırda yaşadığım şehir Üsküdar.

İkisi de tarihi bir geçmişi olan, geçmişten bugüne birçok kültürü içerisinde barındıran, güzel insanların olduğu önemli şehirler.

Fakat ikisi de, bugünlerde hep kötü haberlerle anılan, mutsuz insanların yaşadığı, hem çehresi hem de yaşantısı ile olumsuz izlenimler veren şehirler.

Şehirlerin bir suçu yok aslında, içlerindeki insanların da. Sorun tabi ki de yönetenlerde, idarecilerde tabi!

Örneğin Üsküdar.

Türkiye gündemine en son Validebağ’daki doğa katliamı ile girdi. Koru ile parkı ayırt edemeyen, doğal çimle, yere serdikleri suni çimi aynı zanneden, camiyi kullanıp yeşil alana girmeyi dindarlık sanan, dünyada ilk defa çevik kuvvet eşliğinde, halkı yerlerde sürükleyerek, darp ederek cami yapan bir şehir Üsküdar. Bu tabi Üsküdar Belediyesi’nin yeşile olan ilk yoğun “ilgi”si değil. Bu olaydan sadece birkaç ay sonra da, şehirdeki birkaç üniversiteden biri olan ve gençlere ilim irfan yuvası olsun diye kurulan, şehrin ismini taşıyan Üsküdar Üniversitesi’nin bahçesine, ağaçlarına göz dikti aynı belediye ve tıpkı Validebağ’da olduğu gibi sabahın beş buçuğunda zabıta ile saldırdı. Fakat, bu sefer öğrencilere. Daha iki gün önce, 91 yıllık Cumhuriyetimizde, hilafetin kaldırıldığı günde Üsküdar Belediyesi’nin binden fazla kapasiteli en büyük salonunda, salonda bulunan iki tane küçük Atatürk posterinden dahi mutsuzluğunu kürsüden defalarca dile getiren şahısların Hilafetin gelmesi gerekliliğini savundukları, rejime küfredilen, Atatürk’e hakaretler edilen sözüm ona bir “toplantı”ya ev sahipliği yaptı. Daha bitmedi, hatırlayın.. 30 Mart Seçimlerinde çalınan oylar, bitik altyapı, dolan rögarlar, deniz ile karanın birleşmesi, taşan rögarların, oluşan sellerin aldığı canlar.. Yeşilçam filmlerinde mekan olan Sevda Tepesi’nin Arap Şeyhine peşkeş çekilmesi, Çengelköy’de sözüm ona devlet başkanlığı sarayı olarak yapıldığı söylenen alanın sarayın efendisi tarafından ele geçirilmesi, Marmaray inşaatında çıkan binlerce yıllık tarihi eserlerin bildiğiniz harfiyat için kullanılan kepçelerle alınıp tüm tarihin bir kenara atılması, üç beş çanak çömlek çıktı diye inşaat duracak değil ya sözleri, Anlamadım Babacığım diyen Bilal’li devlet protokolleri, daha neler neler. Saat 9 oldu mu kepenkleri kapatır, ışıklar söner bu şehirde bu da başka bir ayrıntı. Yani sizin anlayacağınız, halk Üsküdar’ı, Üsküdar Belediyesi’ni hep skandallarla, skandal haberleri andı.

Ya Yenişehir?

İlk aklıma gelen 2009’un Temmuz ayında tüm ulusal gazetelere, Tv programlarına ve hatta karikatür dergilerine dahi çıkan, Yenişehir Belediyesi’nde çalışan ve o dönemki belediye başkanının, kendi zihniyetinden olmadığı kadın personelin “kendi istekleri” işten çıkmalarını sağlamak için bulduğu insanlık dışı, “kadın personellerin erkekler tuvaletinde çalıştırılması” yöntemi. Bu rezillik o tarihte Yenişehir’i bu şekilde Türkiye gündemine getirmiş, üniversiteden yeni mezun bir genç olarak ben de dayanamayıp olayın ne kadar çirkin olduğunu belirten bir yazı Ayrıntı gazetesine yazmıştım. 2002’den bu yana yine hep skandallarla anıldı Yenişehir. Son olarak da, 84 köpeğin acımasızca katledilmesi ile ilgili olarak gündeme geldi. Ben yapmadım o yaptı konuşmalarından sonra, benzer bir belediye İnegöl Belediyesi çıktı şimdilik sorumlusu. Ondan önce, içme suyu skandalı ile anıldı Yenişehir. Suyumuz kullanmanın bir ölüm olduğu ortaya çıktı, hastaneler doldu taştı. Aylarca, belki de yıllarca zehirli, mikroplu suları hemşerilerimize içirdikleri ortaya çıktı. Bitmeyen altyapı, doğalgaz, içme suyu inşaatı derken, çamur deryası sokaklar, tozlu bir şehir, hep çile hep çile. Saat 9 oldu mu kepenkleri kapatır, ışıklar söner bu şehirde bu da başka bir ayrıntı. Yani Halk Yenişehir’i de, Yenişehir Belediyesi’ni de hep skandallarla, skandal haberleri ile andı.

Bu bir tesadüf mü acaba benim için, bizim için? Bana mı denk geldi? Yok, tesadüf değil sanmıyorum.

Tam da bu yaşananları, bu iki şehri düşünürken bir anda başımın üstünde bir “ampul” çıktı. Yani bu iki şehir hakkında karşıma çok önemli bir benzerlik çıktı. Sizce de öyle değil mi?

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Marka şehirler dediler, skandal şehirler yarattılar

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.