Home » Zeynep ALAZ » Güven(ebilmek)

Güven(ebilmek)

Kendine güvenmek, bir insana güvenmek, bir işe güvenmek, hayata güvenmek…

Doğumdan ölüme kadar geçen tüm zamanda, en çok ihtiyaç duyduğumuz duygu sanırım. İnsan bir şeye güvenmek istiyor her anında. Hatta güven duymadığında mutlu olmak imkansız bir hale geliyor.

Çünkügardını almak, kendini korumak, hayatta kalmayı başarmak gibi öncelikli ihtiyaçlar ortaya çıkıyor.

Ancak kendimizi güvende hissettiğimizde geleceğe dair adımlar atmamız mümkün olabiliyor. Bütün dinlerin ortaya çıkma nedeni de insanların bu duyguya ihtiyaç duymaları bence. Adaletsizlikle karşılaştıklarında ya da korktuklarında kendilerinden daha güçlü bir varlığın onları koruyacağına güvenme ihtiyacı.

Benim insanalara karşı güven duygum oldukça zayıftır. Hemen her şeyden şüphelenir ve olasılıkları zihnimde değerlendiririm.

Ancak yine de bazı temel ahlak kuralları çerçevesinde kalan konularda şüphe duymam. Duymazdım. Yakın bir zamanda fark ettim ki artık her konuya şüpheyle yaklaşmaya başlamışım.

Öyle bir dönemi yaşıyoruz ki hep birlikte, kimse kimse için kefil olamaz sanırım.

Geçmişten hatırlıyorum. Yolda kaldığında durup sana yardım edecek insanlar vardı. Ya da kalacak yerin olmadığında seni evlerinde misafir edecek insanlar.

Sokakta gördüğümüz teyzeye poşetlerini taşımak için yardım teklif ederdik mesela. Hatta kız öğrencisine doya doya sarıldı erkek öğretmenler.

Bir tanıdığına emanet ettiğin, senin için değerli bir şeyi saklayacağından emindin.

Aynı işi yaptığın birine işle ilgili bir soru sormaya çekinmezdin.

Nerde şimdi bu insanlar ?

İki taraflı olarak kaybettik güvenimizi.

Yolda kaldığında sana yardım edebilecek insan senden, sense ondan korkmaya başladın farkında mısın?

Kimse tanımadığına evini açamaz, zaten tanımadığı evde kalmanın da bir sürü riski olduğundan o da orada kalmayı düşünemez.

Oysa biz yardımlaşmayı bilen misafirperver olmakla övünen bir toplum değil miydik?

Kim soktu bu şüpheleri kalbimize. Ne zaman koptuk birbirimizden?

Bu kadar şüpheyle yaşamanın yorgunluğunu telafi edebilir mi herhangi bir duygu?

Bırak ekonomiyi, savaşı, siyaseti, bozulan düzeni.

Asıl konu bir daha bir araya gelebilecek miyiz eskisi gibi?

© 2022 Ayrıntı Gazetesi · RSS