Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen etkinliğe, CHP, Tüm Emeklilerin Sendikası, Eğitim-Sen, Eğitim-İş destek verdi. Saat Kule Meydanı’nda toplanan yüzlerce kişi buradan Atatürk Anıtı’na kadar sloganlar atarak yürüdü.
“Artık Yeter, Geçinemiyoruz, başlığı altında yapılan basın açıklamalarını, Platform adına Erkan Erdem, Eğitim-Sen adına Şafak Ayhan, Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şubesi adına Şube Başkanı Kamettin Baştürk ve CHP adına da İlçe Başkanı Deniz Dörtkardeş yaptı. Konuşmaların ortak noktası, asgari ücrete yapılan zammın yetersizliği ile emekli ve memur maaşlarına getirilecek artış miktarı olurken coşkulu kalabalık tarafından sık sık atılan sloganlarla kesildi.

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına Erkan Erdem: “Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz”
Bugün burada bir lütuf istemek için değil, hakkımız olanı almak için toplandık.
Sadaka değil, hak istiyoruz.
Bu ülkede çalışanlar yoksullaşıyor, emekliler yok sayılıyor, halk her geçen gün biraz daha görünmez kılınıyor. Açıklanan bütçelerde; emekçi yok, emekli yok, halk yok. Ama rant var, israf var, adaletsizlik var.
TÜİK’in gerçek hayatla örtüşmeyen, sürekli düşük gösterilen enflasyon oranlarını esas alarak yapılan zamları kabul etmiyoruz. Pazarda, markette, kirada yaşadığımız hayat başka; açıklanan rakamlar başka. Sadece kâğıt üzerindeki enflasyon kadar artışı dayatmak, emekçiye ve emekliye “Sefalet içinde yaşa” demektir.
Biz diyoruz ki:
Refah payı bir lütuf değil, zorunluluktur.
Ve bu refah payı tüm memur, işçi ve emeklilere eksiksiz biçimde uygulanmalıdır.
Biz buradayız çünkü geçinemiyoruz.
Biz buradayız çünkü susarsak daha da yoksullaşacağımızı biliyoruz.
Biz buradayız çünkü bu sefalet ücretlerinin ve yoksulluğun değişmesi gerektiğini haykırıyoruz.
Biz yalnız değiliz; örgütlüyüz, güçlüyüz ve çaresiz değiliz.
Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu olarak diyoruz ki:
Bu ülkenin bütçesi saraylara değil, halka ayrılmalıdır.
Emekçinin, emeklinin, dar gelirlinin sesi kısılmamalıdır.

CHP Yenişehir İlçe Başkanı Deniz Dörtkardeş; “Biz Emeğin, Alın Terinin, İnsanca Yaşam Talebinin Yanındayız”
Bugün burada sıradan bir açıklama yapmak için değil; ülkenin gidişatına itiraz etmek için toplandık. Çünkü yaşadığımız tablo geçici bir sıkıntı değil, bilinçli ve sistemli bir yoksullaştırmadır.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez, açıklanan asgari ücret açlık sınırının altında belirlenmiştir. Bugün açlık sınırı 30 bin liradır. Asgari ücret, daha açıklandığı gün bu sınırın altında kalmıştır. Ama mesele bununla da bitmiyor.
Bu ücret çalışanların cebine girdiği gün, yani Şubat ayında, muhtemelen açlık sınırının 5–6 bin lira daha altında olacaktır. Yani iktidar, daha baştan milyonlarca insanı bilinçli biçimde açlığa mahkum etmektedir. Böyle bir kötülük, böyle bir haksızlık, böyle bir vicdansızlık kabul edilemez.
Bu tablo bir hata değildir. Bu tablo bilinçli bir tercihtir.
AK Parti, asgari ücretle milyonlarca çalışana yeni yılda sefalet vadetmiştir. İşçiler yok sayılmıştır. Emekçiler yok sayılmıştır. Emekliler bu düzenin dışına itilmiş, sefalet ücretine mahkum edilmiştir.
Ama şunu herkes bilsin: Cumhuriyet Halk Partisi sokaktadır. Biz çarşıdayız, pazardayız, tezgah başındayız. Çarşı pazardan kopuk, sıcak salonlarda belirlenen asgari ücret, geçim ücreti değildir. Tezgahta fiyatı gören, kasada hesabı tutmayan millet, bu ücretle geçinilemeyeceğini çok iyi biliyor.
Bugün bize “sabredin” diyorlar. Ama halkın sabredecek gücü kalmamıştır.
Market raflarıyla maaş bordroları arasındaki uçurum her gün büyümektedir. Kiralar artıyor, gıda artıyor, faturalar artıyor; ama emekçinin, emeklinin payına düşen sürekli azalıyor.
Bir avuç azınlık refah içinde yaşarken, bu ülkenin gerçek sahipleri olan emekçiler yoksulluğa mahkum edilmek isteniyor. Bu bir kader değildir. Bu bir yönetim anlayışıdır. Ve bu anlayış halktan yana değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu düzende nerede durduğumuzu herkes biliyor.
Şunu açıkça söylüyoruz: Bu adaletsizliğe sessiz kalmayacağız.
Haklarımızı sıcak salonlarda değil; sokaklarda, meydanlarda, yan yana gelerek savunacağız.
Çünkü artık mesele yalnızca ücret meselesi değildir. Bu bir yaşam meselesidir. Bu bir onur meselesidir.
2026’nın bir geçim yılı olmayacağı şimdiden bellidir. Ama şunu herkes bilsin: Geçim olmazsa, seçim olur! 2026 bu ülke için sıradan bir yıl değildir. 2026 bir seçim yılıdır.
Ve o sandık geldiğinde, bu halk kendisine reva görülen yoksulluğun hesabını soracaktır.
Bu düzen bizi yoksulluğa alıştırmak istiyor. Biz ise itiraza, direnişe ve değiştirmeye alışığız.
Bu sesi kısmak isteyenler bilsin: Bu ses büyüyecek. Bu itiraz yayılacak ve bu mücadele kazanacak.

Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şubesi Başkanı Kamettin Baştürk: Tüm emeklilere derhal 20.000 TL seyyanen zam yapılsın.
Emekliye Açlık, Yandaşa Saltanat: Bu Yağma Düzeni Yıkılacak!
Türkiye’de emeklilik, iktidarın bilinçli tercihiyle onurlu ve güvenceli bir yaşam hakkı olmaktan çıkarılmış; sefalete mahkûmiyetin adı haline getirilmiştir.
Bu ülkede emeklilik artık bir huzur ve güvence dönemi değil, açlıkla ölmemek mücadelesidir.
Yıllarca çalışmış, üretmiş, bu ülkenin tüm değerlerini yaratmış emekçiler; bugün bilinçli bir sınıf politikasıyla açlığa itilmiştir.
Mart 2025 itibarıyla Türkiye’de emekli ve hak sahiplerinden oluşan 16,8 milyonu aşkın insanın 4,5 milyonu, 16.881 TL gibi bir sefalet aylığına mahkûm edilmiştir.
Bu rakamlar açlık sınırının altındadır, hatta yer yer yarısının bile altına düşmektedir. Bunun adı derin yoksulluktur.
Emeklilere fiilen “aç kal” denmekte, sendika hakkı gasp edilerek “sus” denmektedir. Bu, emekçilerin yaşam onuruna yönelmiş açık bir saldırıdır.
“Enflasyona Ezdirmedik” Yalanı
İktidarın “asgari ücreti enflasyona ezdirmedik” iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. 2024’te resmi enflasyon %44,4 iken asgari ücret artışı %30’da kalmıştır.
2025’te beklenen yaklaşık %31’lik enflasyona karşı artış %27 olmuştur. Asgari ücret, iki yılda yalnızca resmi enflasyon kadar artırılsaydı bile 28.075 TL değil, 32.156 TL olmalıydı.
Aradaki yaklaşık 4.100 TL, emeğin nasıl bilinçli biçimde ezdirildiğinin açık kanıtıdır. Büyümeden pay verilmemiş, geçim koşulları tamamen yok sayılmıştır.
Enflasyon Yalanı, Zam Masalı
TÜİK’in açıkladığı makyajlı enflasyon oranları, emeklinin ve emekçinin yaşadığı gerçek hayat pahalılığını yansıtmamaktadır.
Gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki gerçek artışlar gizlenmekte; düşük zamlar bu sahte verilerle meşrulaştırılmaktadır.
Bu açık bir emek gaspıdır. Ocak 2026’da; İşçi ve Bağ-Kur emeklilerine yapılması planlanan artışların %12–13, Memur emeklilerine ise %18’ler bandında kalacağı görülmektedir. Bu bir artış değil; yoksulluğun güncellenmesi, sefaletin kalıcılaştırılmasıdır.
Taleplerimiz
Tüm emeklilere derhal 20.000 TL seyyanen zam yapılsın.
Bu artış, kök aylık oyunlarına kurban edilmeden tüm emekli aylıklarına eşit biçimde yansıtılsın.
En düşük emekli aylığı, yeni işe başlayan memur aylığına eşitlensin.
Enflasyon kayıpları tam olarak telafi edilsin, refah payı eklensin.
Sağlıkta soyguna son verilsin: katkı payları, muayene ücretleri ve ilaç farkları kaldırılsın.
Emekliler ve dar gelirli yurttaşlar için barınma ve kira desteği sağlansın, kamusal sosyal konutlar derhal hayata geçirilsin.
Emeklilerin ve emekçilerin örgütlenme, ifade ve demokratik hakları üzerindeki tüm baskılar sona erdirilsin.