31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Bursa Büyükşehir Belediyesi için ben de oy kullandım.
Önümüzde iki pusula vardı.
Biri Büyükşehir Belediye Başkanı, diğeri Belediye Meclisi için.
Sandık açıldığında seçmenin ne dediği açık ve netti.
Cumhur İttifakı adayı Alinur Aktaş yüzde 38,36’da kaldı.
CHP adayı Mustafa Bozbey ise yüzde 47,67 oyla seçimi açık ara kazandı.
Yani Bursa seçmeni belediye başkanını tartışmasız biçimde belirledi.
*
Meclis seçimlerinde ise CHP yüzde 39,35 ile birinci parti olmasına rağmen, yüzde 35,35 oy alan Cumhur İttifakı meclis çoğunluğunu elde etti.
Ancak şu gerçek değişmedi: Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı halkın oyuyla Mustafa Bozbey olarak seçildi.
Üstelik yalnızca partisinin oylarıyla değil, farklı siyasi görüşlerden gelen destekle.
Yani bu sonuç, sadece bir partinin değil, Bursa seçmeninin ortak tercihini yansıtıyordu.
*
Bu tablodan iki yıl sonra, Mustafa Bozbey’in tutuklanması Bursa’da sandık iradesinin tartışılmasına neden oldu.
Üstelik basına yansıyan bilgilere göre konu, Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemiyle değil, yedi yıl önceki Nilüfer Belediye Başkanlığı süreciyle ilgili.
*
Bu noktada sorulması gereken sorular ortada duruyor:
Aday olurken gerekli hukuki incelemeler yapılmadı mı?
Seçim kurulu adaylığı onaylarken herhangi bir engel yok muydu?
Devam eden bir süreç vardıysa neden seçim öncesinde sonuçlanmadı?
Bu soruların net bir cevabı yok. Ama ortaya çıkan sonuç net.
Bursa’da seçmenin oyuyla göreve gelen belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı.
Ardından CHP’li meclis üyelerinin katılmadığı toplantıda, Cumhur İttifakı oylarıyla belediye başkan vekili seçildi.
Böylece Bursa’da halkın doğrudan oy vermediği bir isim belediye başkanlığı görevini yürütmeye başladı.
*
Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil.
Sandıkta seçilen bir isim var, bugün yönetimde olan başka bir isim.
Bu durum yerel demokrasinin en temel sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Halkın oyuyla seçilmiş bir belediye başkanının yerine, seçmenin doğrudan tercih etmediği birinin gelmesi demokratik mi?
Elbette hukuk işleyecek.
Ancak milletvekillerinde olduğu gibi, belediye başkanları hakkında yürüyen süreçlerin tutuksuz devam etmesi ve kesin kararın dönem sonunda uygulanması, hem hukukun hem de demokrasinin ruhuna daha uygun olmaz mı?
Çünkü sandık sadece bir formalite değildir. Sandık, halkın iradesidir.
O irade değiştiğinde, tartışılan yalnızca bir isim değil, seçmenin verdiği karar olur.