Ölümsüzlük Arayışları

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

2010 yılında yitirdiğimiz Amerikalı psikiyatrist ve yazar Robert Lifton’un, “Yaşam Felsefesi Üzerine

Bir Söyleşi” kitabı var. Kitabın adı: “Şimdiye Övgü.” Yazar, bu kitapta 1970 li yıllarda dünyanın çeşitli ülkelerinde yaptığı araştırmalarında elde ettiği sonuçları formülleştirerek paylaşıyor.

Kitap: “Niçin Yaşıyoruz? Sorusuyla başlıyor. Ona göre, insanlar, bilinçli ya da bilinçsiz ölümün karşısına koyduğu dört farklı anlam stratejisi geliştirerek yaşıyor. Lifton’un: “Sembolik Ölümsüzlük Biçimleri” adını verdiği bu dört farklı yanıtı kısaca inceleyelim.

Birincisi dinsel yanıt: Bu grupta yer alan kişiler bir inanca bağlanıyorlar. Onlara göre, insan ölünce ruh bedenden ayrılıyor. Ölümsüz olduğu için bir yerlerde devam ediyor. Ruh günahlarından ve kirliliklerinden arınarak cennete gidiyor. “Niçin Yaşıyoruz?” sorusuna verilen en eski ve en yaygın yanıt budur.

İkincisi biyolojik yanıt: Bu grupta yer alan kişiler, çocukları ve torunlarıyla genlerini bir sonraki nesillere aktarmak suretiyle sembolik ölümsüzlüğü gerçekleştirmek isterler.

Lipton’un ikinci yanıtı günümüzde epey sorunlu görünüyor. İnsanların içgüdüsel motivasyonlarla gerçekleştirmeye çalıştıkları bu ölümsüzlük tasarımı günümüzde pek çok kişi için geçerli değil; çünkü doğurganlık oranları azalıyor. Çocuk sahibi olmak ya da olmamak konusunun yüksek sesle tartışıldığı bir çağda yaşıyoruz.

Üçüncüsü yaratıcı yanıt: İnsanlar; bir fidan dikmek, bir şiir yazmak, kitap yazmak, bir şarkı bestelemek, icatta bulunmak, düşünce üretmek, gazetede köşe yazısı yazmak, görkemli binalar yapmak vb. yaratıcılıklarıyla sembolik ölümsüzlüklerini gerçekleşmek isterler.

Böyle yanıt verenlere göre, insan bedeni yok olsa bile bıraktığı izler, düşünceler ve eserler dünyada kalacaktır.

Yazarların, şairlerin, sanatçıların, mimarların, mühendislerin, bestecilerin, bir şeyi icat edenlerin hatta bilim insanlarının içten içe peşinden koştukları sembolik ölümsüzlük biçimi budur.

Dördüncüsü tarihsel yanıttır: İnsanlık tarihinin bir parçası olarak, kendisini bu anlatının içine yerleştirerek sembolik ölümsüzlüğe kavuşmak isteyenlerin verdiği yanıt budur.

Bir ulusun, bir eylemin, bir ideolojinin kurucusu ya da yöneticisi olarak, bir döneme damgasını vuranlar bu grupta yer alırlar. Ülkemizin ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu yanıta verilebilecek en iyi örnektir.

Lifton’un sorduğu sorulara verilen yanıtlar belki de tek maddede değil bu dört yanıtın değişik oranlarda karışımında saklıdır. Belki de en dürüst yanıt hiçbirini tam olarak seçememiş olmamızdır.

Farkında mısınız? Yukarıda özetlemeye çalıştığın bu dört yanıt dijital çağın ortasında ve farklı yoğunlukta karşımıza çıkıyor. Mesela Instagram’daki her gönderi, facebook’taki her paylaşım aslında bir iz bırakma ve sembolik ölümsüzlük girişimi değil midir?

Yapay zekanın ölmüş insanların seslerini ve görüntülerini yeniden üretebildiği bir dönemde yaşıyoruz. “Dijital ölümsüzlük” artık bir tasarım olmaktan çıkıyor, gerçek bir sektöre dönüşüyor.

Yazımı bitirmeden şu soruyu sorayım: Siz bu dört yanıttan hangisine tutunduğunuzu hissediyorsunuz? Yoksa siz de hiçbirini tam olarak seçemeyenlerden misiniz?

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Ölümsüzlük Arayışları
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.