Hayat, bir yanıyla tekrarın, bir yanıyla sürprizin adıdır.
Önceden bilinen, tahmin edilen, çoğu zaman düşünmeden yapılan eylemlerdir rutin hayat.
Rutin bir hayat genellikle “Bugün dünün aynısı mı? Sorusunun yanıtıdır.
Günlerin birbirine benzemesi, şaşırma duygusunun azalması, heyecanın yerini alışkanlıkların alması,
Hayatı sadece “yapılması gerekenler” listesinden ibaret hale gelmesi rutin hayatın bilinen kanıtları sayılır.
Bu durum, insanı içten içe tüketir.
*
Rutin ile konfor alanı arasında görünmez ama güçlü bir bağ vardır.
Rutin, belirsizliği azalttığı kadar, insanı sürprizlerden ve hayal kırıklıklarından korur.
Konfor alanı da tam olarak bunu vaat eder:
Konfor alanında kalma isteği insani bir reflekstir.
Belirli saatlerde uyumak, çalışmak, üretmek; insana istikrar kazandırır.
*
Ancak rutin, eğer sorgulanmadan sürdürülüyorsa; sadece “öyle gelmiş, öyle gider” mantığıyla yaşanıyorsa, işte o zaman sessiz bir tutsaklığa dönüşebilir.
İnsan, kendi hayatının seyircisi olur.
Hayalleri ertelemeyi öğrenir.
“Bir gün” diyerek geçiştirdiği şeyler, çoğalır ama hiç gerçekleşmez.
*
“Azıcık aşım, ağrısız başım” sözü, bir tür hayat felsefesidir.
Bu söz ile de rutin bir hayat yaşayan insan arasında bir bağ vardır.
Bu bağın adı çoğu zaman kanaatkârlıktır; bazen de konfor alanı olur.
. Rutin hayat da benzer bir çizgide ilerler
“Azıcık aşım, ağrısız başım” diyen kişinin anlatmak istediği şudur:
“Büyük kazanç uğruna büyük kayıplar yaşamaktansa, küçük ama güvenli bir hayatı seçerim.”
Rutin hayat da tam olarak bunu sağlar:
*
Bunun, olumlu olup olmadığı, kişinin karakterine ve beklentisine bağlıdır.
Eğer insanın önceliği sükûnet ise rutin hayat sağlıklı bulunabilir.
Eğer içinde bastırılmış hayaller, ertelenmiş cesaretler varsa, zamanla bir iç sıkıntısına dönüşebilir.
Belki de sorulması gereken asıl soru şudur:
Bu tercih, gerçekten huzurun sonucu mu, yoksa korkunun ürünü mü?
İnsan hayatının kalitesi, belki de bu iki ihtimal arasındaki dürüst cevapta g