Lüzumsuz Diyaloglar

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

  – Yazılarınızdan birinde, “İnsan çiçek gibi olmalıdır.” diyorsunuz. Bu ifadeyi nasıl anlamalıyız?

– Evet, insan çiçek gibi olmalı. Çiçekler sadece çiçek olur ve arılar onlara gelir. Çiçekler arıları kovalamaz.

*

   -Dostoyevski: “Bir kişiyi tanımak istiyorsanız onu bir makama getirin.” der. O kişinin yetkisini ve gücünü nasıl kullandığını mı göreceğiz?

– Kişilik ve donanım yönünden hak etmedikleri makama getirilen basit ve ezik kişiler, astlarını ısırır üstlerine kuyruk sallarlar. Bir kişi kendini tanıtırken makamı ön plana çıkarıyorsa şunu söylemek istiyordur: “Aslında ben bir malım ama her nasılsa bir makam sahibi oldum.”

*

   – İnsanın birilerinden nefret etmesi aslında kendisini cezalandırması ve hasta etmesi değil midir? Nefret nefrete yol açmaz mı?

– Nefret insanı yıpratır. Zamanımızı ve enerjimizi boşa harcamamıza neden olur. Birinden nefret etmek içimize kurt yerleştirmek demektir. O kurt hayatımızı kemirir ve içimizdeki güzellikleri kurutur. Cahiller, zayıf akıllılar, ırkçılar ve kindarlar nefret taşıyıcılarıdır. Nefret nefretle söndürülemez; sadece sevgiyle ve hoşgörüyle yok edilebilir.

*

– “Açma sırrını dostuna, dostunun dostu vardır o da söyler dostuna.” Bu atasözünden: “İki kişinin bildiği sır değildir sonucunu mu çıkaracağız?

– Bir bakıma öyle. Hiç kimse sırrımıza bizim kadar özen göstermez. Sırrını saklarsan o sır senin kölendir ama birisine söylediğin anda efendin olur. Her insan sırdaş olamaz. Geveze birine sır vermek kırık testiye su koymaya benzer.

 

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Lüzumsuz Diyaloglar
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.